Dilay β

Dilay β
@_biraz_munzevi_
Nefes almayı unutmamak lazım
Eleştiri yaptım birazcık :)
Puan vermedi·408 syf.··
2024 29. kitabı
·
144 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2024 14:09
Ahmet Ümit in okuduğum ilk kitabı. Yazarımız özellikle başlarda olayları öyle uzatmış öyle uzatmış ki resmen başı var sonu yok. Önce uzun uzun kahramanların hayatlarını sonra da Beyoğlu'nda ne kadar sokak, bina, insan, hatta köpek varsa tek tek anlatmış. Gezi kitabı okumak istesek onu bulur okurduk ya neyse artık.. Konusuna gelirsek; kitap kahramanımız Selim'in gözünden anlatılıyor, sabah kalkıyor kahvaltı yapıyor işte ne yiyip içiyorsa hepsi yazılıyor. Sonra karısı ona şöyle davranıyor, işe şöyle şuralardan gidiyor, sekreteri şunları şunları anlatıyor vs vs. Bu kadaar ayrıntıya gerek varmı ben anlamadım. Birde arkadaşları var bişey akıllarına geldi konuşacaklar hadii yemeğe içmeye nereye gidelim sorusu akıllarına geliyor. Ya sabıır.. Neyse ara tara bi yer bulunup gidiliyor sonra garsonun kaşını gözünü, mezeleri içkileri bir güzeel anlatıyor sonra nihayet konuya geçiyoruz. İşte o zaman bende kayış kopuyor. Artık ordan sonrasında bu adamların anlattıklarını konuştuklarını ciddiye alamıyorum hepsi sarhoş zırvası gibi geliyor. Yok ben kafama uygun kitap bulamıycam galiba. Neyse bu üç arkadaştan biri olan Kenan cinayet mahalli olay yeri fotoğraf sergisi açmak istiyor. Sonra Selim ve Nihat Kenanla birlikte dedektifcilik oynuyorlar katillere kafa tutuyorlar falan. Yazarımız kitabın sonunda hiç alakasız sırf şaşırtmak vaav dedirtmek için galiba enn olmadık kişiyi katil yapmış, bence çok alakasız olmuş ne alaka yani.. Neyse yazar Beyoğlu'nu güzel anlatmış. Vaktiniz varsa okuyun arkadaşlar. Benim kapı duvar gibi bi ön yargım oluştu. Bir daha bu yazardan okur muyum bilmiyorum. Bazı incelemeleri okudum vay efendim bir numaralı polisiye roman yazarıymış onu okumak ayrıcalıkmış falan filan. Hiç polisiye roman okumasak inanacağız. Beğenmedim. Neyse Kitapla kalın sevgili
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201632,9bin okunma
Dilay β
Eleştirilerinizin büyük bir kısmına katılıyorum. Şu ana kadar birkaç Ahmet Ümit kitabı okudum ve eserler arasında tekrar eden bazı kalıplar dikkatimi çekti. Neredeyse her romanda çocukluktan gelen bir arkadaş grubu bulunuyor. Bu gruptaki karakterlerden biri genellikle çapkın olarak anlatılıyor ve çoğu zaman yabancı bir sevgilisi oluyor; bu sevgilinin de anlatacak bolca hikâyesi bulunuyor. İstanbul’un güzelliği, tarihi ve insanları uzun uzun betimlenirken, polisiye okurken beklenen tempo belirgin şekilde düşüyor. Soruşturma kısmı zaman zaman ikinci plana itilmiş gibi hissediliyor ve polisiye kurgunun asıl meselesine geçişte zorlanılıyor. Kitabın sonunda ise katil, daha önce hızlıca geçilmiş ya da yeterince derinleştirilmemiş bir olayla ilişkilendirilerek ortaya çıkarılıyor. Bu durum “ters köşe” etkisi yaratmayı amaçlasa da, çoğu zaman mantıksız ve aceleye getirilmiş bir final izlenimi bırakıyor. Buna rağmen Ahmet Ümit’in eserlerini klasik bir polisiye olarak değil de “toplumsal–tarihsel arka planlı romanlar” başlığı altında değerlendirdiğimizde, bu alanda oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim.