Bize, insan denilen bizlere sahtelikten sakınmağı İslâm öğretti. Başından beri İslâm uğruna mücadelenin sonunun gelmeyeceğini biliyoruz. Uğraşımızı idame ettirmek için ihtiyacımız olan energi bize boyun eğmekten değil, tam tersine boyun eğmemekten ulaşacaktır. Boyun eğmenin tadını ana kucağından alırız. Boyun eğmemenin de bir tadı var mıdır? Evet, baba ocağı boyun eğmemenin tadını üretir. İki tadın arasında gidip gelişle geçer hayatımız. Bünyemiz başka babaların ocağından doğan tada talip olmağı kaldıramaz. Batılılaşma macerası yabancı, daha doğrusu ecnebi babaların ocağından medet umanların idamına engel oldu. Kendi baba ocağını çıkış yolu sayan herkesi ölüm cezasına çarptırdı. Her şey bundan ibaret.
Ömrümüzü Allah’tan korkmak ve Allah'tan ümit etmek arasında geçirmeği vazgeçilemeyecek bir veri saymamız gerekiyor. Eyyamcılık geleneğimiz içinde kınanmıştır. Türk milletinin kaderini eyyamcı olmayanların şekillendirdiği dikkate değerdir.
Eyyamcı olmaktan kurtulmanın yolu doldurulmuş suallere cevaptan imtina edişimizden geçiyor. Bu aynı zamanda tüyü bitmemiş yetim hakkı yemekten imtina anlamına gelir. Şeriatı esas alan devlet yetişkin olmayan çocuklara düşen malları idare etmek üzere vasi tayin eder. İşte onların tercihleri bir kavmin ahlâk seviyesini yansıtır. Hangi ekrana yansıtır? Cevap verebilir misiniz?
21 Zilhicce 1443 (20 Теmmuz 2022)
İnsanın ömrünün son ânına kadar tekrar doğma fırsatı kullanabilen yegâne yaratık olduğunu akıldan çıkarmamak lâzım. Allah'a kul olmanın ve ne istenecekse onu Allah'tan istemenin bereketine sığınarak her mesafeyi kat edebiliriz.