Kendimi tanıtmamı istiyorsan tek diyebileceğim şu. Özle ilgilenmeyenler dünyasının bir kabuklusu, bir eklem bacaklısıyım. Sen bana sadece 'böcek' de. Olsun bitsin.
1939 Polonyası'nda, Nazi işgali altındaki Kraków'da yaşayan Anna ve dilbilimci babası ile başlayan kitap, Anna'nın babasının ve onun gibi entelektüellerin toplanmasıyla devam eder ve Anna yapayalnız kalır...
Anna'ya sahip çıkan kişi, kuşlarla bir şekilde konuşmayı başaran 'Kırlangıç Adam' olur. Anna bir çocuk, savaş ise tüm çıplaklığıyla soğuktur. Yazar Savit, bunu çok güzel dile getiriyor ve şöyle diyor;
"Bir adam konuşmayı seviyorsa kızı da bir gün 'savaş' kelimesinin yüksek sesle söylendiğini duyacaktır. 'Savaş' her dilde ağır bir kelimedir."
Bir çocuk için savaşın en travmatik ve ağır tarafları, çarpıcı şekilde, bu kitap sayesinde bizlere ulaşıyor.
Başarılı bir anlatım ve etkileyici bir kurgu olmuş...