çeşitli nüfus topluluklarının böylesine yan yana yaşadıkları, sayısız elde bu kadar çok sayıda imha gücü yüksek silahın bulunduğu bir dünyada, herkesin tutkuları ve aç gözlülükleri serbest bırakılamaz. herhangi bir "kolektif hayatta kalma içgüdüsü" sayesinde tehlikelerin kendiliklerinden bertaraf edileceği düşünülüyorsa, bu iyimserlik ve geleceğe inanmak değil, inkarcılık, körlük ve sorumsuzluktur.
çağdaşlarımızı, kimlik, ulus veya din konusundaki kabileci anlayışlara tutsak kalarak ve kutsal egoizmi yüceltmeye devam ederek, çocuklarına kıyamet misali bir gelecek hazırladıklarına nasıl ikna edebiliriz?