Hayatındaki tekdüzeliği bozacak hiçbir unsuru bulundurmayan bir adamın hikayesi Güvercin. Böylesine sıradan bir yaşam süren kahramanımızın hayatını kapısının önünde gördüğü bir güvercin değiştiriyor. O zamana kadar kendine oluşturduğu her ayrıntısı belli, yaşamını sekteye uğratacak olaylardan ve insanlardan kaçınmış olan kahramanımız, tamamen plan dışı olan bu karşılaşma karşısında fiziksel ve ruhsal olarak korkunç şeyler yaşıyor. Güvercini gördüğünde hissettikleri normal bir insana çok uzak olan hisler. Alt tarafı bir güvercin kışt dersin olur biter diye düşündüğümüz bu olay karşısında kahramanımız o kadar etkileniyor ki kendine üstün koruma önlemleri alarak ve psikolojik olarak kendini hazırlayarak dışarı çıkabiliyor. Bir daha yaşadığı yere dönmemeyi düşünerek hareket ediyor. Kahramanımızın sokakta yaşayan insanın yaşamına duyduğu imrenme aslında belki de hepimizin bir dönem aklından geçirdiği şeyler. Kahramanımız yıllar boyu çalışmış bir şeylere sahip olabilmek için. Ama karşısında gördüğü sokakta yaşayan adamın sahip olduğu ruh rahatlığının ve yaşamdan haz almanın onda birine bile sahip değil belki. Hayatı o kadar kurallar ve sıradanlıklarla dolu ve o kadar insandan arınmış ki ruhunda yalnızlığın oluşturduğu yaralanmaları fark etmemiş belki de. Günlük yaşantımızda kendimizde hoşumuza gitmeyen bir şey fark ettiğimizde kendimize olan nefretimiz dışa vurmaya başlar. Birden çevredeki herkesten nefret etmeye başlarız. Haksız yere kazandığını düşündüğümüz zenginlerden, bizden farklı olanlardan nefret ederiz. O ana kadar ufak bir göz devirmeyle karşıladığımız davranışları içimizde o kadar büyük bir tiksinmeye sebep olur ki buna rağmen hiçbir şey yapmayız. Yalnızca kendi kendimize sinir olmakla yetiniriz. Kahramanın hissettiklerini bu ölçüde yaşantımıza çok benzettim.