Sevinç ve mutluluk insana nasıl da iyi gelirmiş! İnsanın kalbi nasıl da aşk ile dolup taşarmış! İnsan istiyor ki, tüm kalbindekileri döksün; her şey yoluna girsin ve o hep gülsün. Meğer mutluluk nasıl da bulaşıcıymış!
Gökyüzü öylesine berrak, öylesine yıldızlıydı ki, ona bakan bir insan, “nasıl olur da kötü huylu, kaprisli kimseler böyle güzel bir gökyüzünün altında barınabilir?” diye kendi kendine sormadan edemezdi.
Ansızın ihtiras dolu bir sesin
Çıngırağa uyarak konuştuğunu duyar gibiyim
Göğsüme yaslanıp dinlenmek için
Sevgilim ne zaman, ne zaman gelecek!
Tatlı hayat bu! Sabahın ilk güneşi
Penceremin buzlu camında titreşirken
Meşeden masada semaverim kaynıyor,
Sobam çıtırdayarak, köşede renkli perdenin ardındaki
Yatağımı aydınlatıyor.