Barış için beşik sallamışız doğan güne
Yıldızlar sönmesin diye
En ücra köşelerde aramışız aşkı
Geceyi kuşanmış mavzer gibi
Baş kaldırmışız yasaklı dizelere
Düşünceler susmasın diye..
Özgürleşmeyen, başkalarının sömürgesi altında
olan bir ülkede aşkların da olamayacağını yaşayarak öğreniyordu. Ya da klasik sıradan sevgi gösterilerinin, evliliklerin bir işe yaramadığını anlıyordu yavaş yavaş.
Bir yer olmalı!
Yaşamak için neden yoksa, sadece sonucu siliyor akılda zaman. Ölüme erimli bakışlar ardındakini çağırıyor gölgesi için sıra sıra dizilenlere. Gittikçe çoğalıyor birbirine kilitlenen gölgeler ve her durumda sesinin sessiz sancısını ödünç alıyor ölümün önünde bağdaş kurup oturmuş kadının gözleri. Anlatılamaz bir kimliksizlikle saklıyor gündüz düşlerini. Kadın, “Çarmıha gerilen nefesimdir.” der. Kendi sesinin hiddetinden, kadının dilindeki pranga ile yüzleşir erkek. Uzanıp çözeyim derken, çarmıha çivilenir gördükleri. Onun önünde düşer kadın dizleri üstüne. Akan kanla bağlanır rahmi. Kadının dili, erkeğin gördükleri çarmıha gerili halde mayalanır döl yatağında. Geriye sadece duyduklarını unutan ve gördüklerini söze dökemeyen kimseler kalır. Ya çıkış?