Her adımda kendini inkâr eden, her mahallede mizaç değiştiren, aynı anda hem nikbin hem bedbin olabilen bir kentti İstanbul; bir yandan cömertçe verirken, bir yandan cümlesini geri alırdı. Kalabalık ve keşmekeş içinde felek-i âlâya yükselmek ister, hep daha fazlasını arzular, tatmin olmazdı.
Sihirkârdı, şivebazdı. Bunları henüz bilmese de Cihan, insanın onun efsununa kolayca kapılabileceğini hissetti..