Devrimi dillendirmek insanları korkutabilir, fakat göz ardı etmekle tehlikesi azalmayacağı için korkulması gereken şeylerin mevcudiyeti konusunda onlara yapılan bir uyarıdır da. Öte yandan, devrim sözcüğü bazı insanları yüreklendirebilir ve onlar için devrim, bir korku değil, bir umuttur.
Korku ve umut, insan ırkına hükmeden ve devrimcilerin de baş etmesi gereken iki temel duygudur. Bizim işimiz, baskı ve zulüm altındaki nice insana umut vermek ve zalimler azınlığına korku salmaktır. İlkini yapar ve çoğunluğa umut aşılarsak, azınlıkta kalanlar onların umudundan haliyle korkacaktır. Esasen onları hiç korkutmak istemeyiz; zira derdimiz yoksulların intikamı değil, mutluluğudur. Hakikaten, yoksulların çektiği binlerce yıllık çilenin intikamı nasıl alınabilir ki? Fakat yoksullara zulmedenlerin birçoğu, hatta büyük çoğunluğu diyelim, zalim olduklarının farkında değildir
Evet, insanca bir hayat için öne sürdüğüm talepler işte böyle. Özetlemek gerekirse; ilk olarak, sağlıklı bir beden; ikinci olarak, geçmişle, bugünle ve gelecekle barışık, faal bir zihin; üçüncü olarak, sağlıklı bir beden ve faal bir zihne uygun bir iş ve dördüncü olarak ise, üzerinde yaşayacağımız güzel bir dünya istiyorum.
Bunlar, gelmiş geçmiş tüm çağlar boyunca, incelikli insanın, "Her şeyden ziyade, bunlara ulaşmak lazım," dediği hayat şartlarıdır. Bu kişi, ardı sıra çabaladığı bu hedefinde öyle çok yenilgiye uğramıştır ki, hasret dolu gözlerle geçmişi, uygarlık öncesi günleri, insanın tek işinin günlük rızkını çıkarmak olduğu, umudun yeşermek için beklediği ya da en azından henüz dile gelemediği zamanları izler durur.