dilhan

Burada her şey yalan her şey hayaldir çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değildir! Siz şu üzerinde harika dikilmiş redingotuyla iki dirhem bir çekirdek yürüyüp giden adamı varsıl biri mi sandınız? Yanıldınız efendim! Yalnızca üzerindeki giysiden ibaret biridir o! Siz şu kilise inşaatı karşısında duran iki şişko vatandaşı, kilisenin mimarisi üzerine bir tartışması mı tutuşmuş sandınız? Hiç ilgisi yok! Şu iki saksağanın dalda oturuşlarının ne tuhaf olduğu üzerine konuşuyor onlar! Ötede el kol sallayarak coşkuyla konuşan adamın, karısının onu pencereden bir top gibi hiç tanımadığı bir subayın üzerine attığından söz ettiğini sanıyorsanız, yine yanılıyorsunuz! La Fayette şarabının lezzetinden bahsediyor o genç adam öyle çoşkuyla! Siz yoksa şu hanımların... hele hanımlara hiç inanmayın!
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Nasıl da tuhaf, nasıl da anlaşılmaz oyunlar oynuyor alınyazımız bize! Acaba arzuladığımız bir şeye hiç kavuştuğumuz olmuş mudur... kavuşmak için var gücümüzü harcadığımız bir şeyi elde etmişliğimiz? Galiba bunun tam tersi oluyor hayatta. Kimi, gösterişli atların çektiği şık bir araba için yanıp tutuşur ve yanından hızla geçen arabaların ardından özlemle dilini şaklatırken, kiminin şahane atlar koşulu bir arabası oluyor, ama o neye sahip olduğunun bile farkında olmadan biniyor arabasına. Kiminde şahane bir aşçı, ama iki minik lokmadan başka bir şeyin giremeyeceği yüzük kadar bir ağız olurken, kiminin hangar gibi ağzı oluyor, ama onda da yiyecek kuru ekmekten başka ara ki bir şey bulasın.”
Aslına bakılacak olursa, ahlaksal çökmüşlüğün kokuşmuş soluğunun sindiği güzellik karşısında duyulan acıma duygusu bu türden duyguların en güçlüsüdür. Ahlaksızlık kendi başına da çirkindir, iticidir; ama olanca temizliğiyle düşlerimize süzülen güzelliğe bulaşınca büsbütün itici olur.
Sayfa 15·Kitabı okuyor

dilhan

, bir kitabı okumaya başladı
Evden kaçışının hemen öncesinde bana sarılırken az kalsın nefesimi kesecekti ve sürekli şu sözleri tekrar etti: “Yapamıyorum, başka türlü yapamıyorum! Kalbim paramparça! Ama yapamıyorum! Kafesiniz küçük... Kanatlarıma göre değil! Hem kaderin önüne geçemezsin...' “