insanlar çürük yaratıklardı. Kozalarının içinde, çabucak çürümeye, kokuşmaya hükümlüydüler. En güçlü sanılan sevgiler bile, kurtaramıyordu onları kendi içlerindeki yalnızlıktan.
Gerçekte bir kadınla alay etmenin en kolay yolu, ona aşık olduğunu söyleyip gözyaşı dökmek, aşkının umutsuzluğunu yansıtan göz yaşartıcı şiirler yazmaktı. Bunu iyi becerirdi hakçası. Dünyanın bütün yanıcı, yakıcı, renkli, bulutlu sözcükleri elinin altında olurdu. Şiirlerini okurken, yüzüne hüzünlü bir anlam vermenin kolaylığına ermişti. İstediği zaman yaş bile
getirebilirdi gözlerinden.
Biz, sokakta her zaman rastlanan insanlardan değiliz. Bunu kabul etmemiz gerek, önce. Aslında ikimiz de yalnızız bu toplumun içinde. Bu yüzden ikimiz de, çeşitli güçlüklerle karşılaştık. Ben, sevmeden de insanlara yararım dokunabilir diye düşünürdüm. İnsanları istemedikleri halde mutlu kılabileceğimi sanmıştım. Bu yüzden suçlandım, sürgüne yollandım. Sen, herkesi, her şeyi sevebileceğini düşünmüşsün. Herkesin senin gibi dürüstçe, her şeyi, özellikle senin sevdiklerini sevebileceklerini ve seni anlayışla karşılayabileceklerini sanmışsın.