Değil mi ki, yaşadığını anlamak isteyen kişinin, huzursuzluğun zevkine ermesi gerekiyordu... Değil mi ki, yaşam denilen şey, acıların. birbirini kovalamasından başka bir şey değildi ve insan ancak acı çekerken anlardı yaşamakta olduğunu ... Yoksa, mutluyken ölmeyi kim isterdi? Ancak acı çekenler ölmek isterlerdi. Çünkü ancak onlar yaşadıklarının bilinci içinde olurlardı.
"Hiç kimse, kendi yarattığı acılar için intihar edebileceğine inandıramaz beni. Hele umutsuzluktan ötürü kendini öldürenlere gülerim. Belki ben de bir gün kendi canıma kıyarım ama, hiçbir zaman umutsuzluktan dolayı olmaz bu ..."