Yeri gelmişken, benim anladığım gerçek mutluluğun da bir rastlantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden bire başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Dikkate değer bir nokta duyguların sahip oldukları yayılma gücüdür. Bir yaratık ne kadar kaba saba olursa olsun, güçlü ve gerçek bir sevgiyi dile getirir getirmez, çehreyi değiştiren, davranışı canlandıran, sesi renklendiren özel bir sıvı saçar. Çok zaman en aptal yaratık, tutkunun etkisi altında, dilde değilse bile, düşüncede en üstün bilgiye ulaşır, ışıklı bir âlem içinde hareket ediyora benzer.