Kürk Mantolu Madonna benim toplumun etkisiyle okuduğum bir Sabahattin Ali kitabıydı. Sabahattin Ali’nin denence akla gelen, dillere destan bir kitap olarak karşılaştım ben Kürk Mantolu Madonna ile. Karşılaştığım durumlarda her zaman müthiş bir övgü ile bahsedilen bir kitap oldu okumadan önce. Dolaylı olarak aşırı bir beklenti ile başladım kitaba.
Lakin toplumda okuyup yorumlayan insanlar ile aynı etkiyi bende oluşturduğunu düşünmedim kitabın sonunda. Sabahattin Ali’nin okuduğum diğer kitaplarıyla kıyasladığım zaman benim için olay örgüsü biraz daha öngörülebilir bir kitap oldu. Sabahattin Ali’nin çoğunlukla yazdığı kötü sonlu romanlardan sonra Kürk Mantolu Madonna’nın az buçuk sonunu ve nasıl bir olay örgüsü ile ilerleyeceğini tahmin etmek çok zor olmadı benim için. Bu nedenle kitabın son 50 sayfasında ne kadar içimde hala Sabahattin Ali’nin dilini okurken ki heyecanım devam etmiş olsa da aynı zamanda artık bitireyim, acaba benim tahmin ettiğim gibi mi bitiyor soruları oluşmadı değil.
Kitap hakkında bu ufak şikayetimden sonra kitap hakkında artı puanlarımız sıralama isem kitaba haksızlık yapmış olurum.
Aşka ve sevgiye karşı olan bakış açımın bu şekilde güzel kelimelere döküldüğünü görmek benim için harika bir histi. Birilerinin benim gibi düşündüğünü bilmek, aşırı etkileyici oldu. Hele ki aşk toplumumuzda bu kadar basitleştirilmiş, ağza sakız edilecekse kıvamdayken. Bu kitabı okuyan birinin aşka karşı bakış açısını 360 derece çevirebilecek şekilde yazılmış. Bu fazlasıyla mükemmel kaçmıyor mu her şeye rağmen?
Kesinlikle fazlasıyla mükemmel kaçıyor...
Bu kadar aşktan bahsettikleri sonra kitabın sadece aşk anlattığı düşüncesi zihinlerde yerleşebilir ama öyle değil. Kitabın bir çok yerinde daha doğrusu her yerinde yıllardır toplumda süregelen, olumsuz durumların kitapta