Kalbimle aklım, birbirine dolanmış iki yabancı gibiydi. Biri umutla fısıldıyor, diğeri sus, diyordu. Kendimi ansızın bir yol ayrımında bulmuştum. Ya ismini, yüreğimin en derin yerine kazıımış olan bu genç adamdan vazgeçecektim ya da bu kez tamamen yanıp, kül olmayı göze alarak ona doğru bir adım atacaktım.