"Ben... Ben üzerinde çakıl taşları ve dikenleri olan berbat bir yolum. Sense adın kadar güzel bir kızsın. Melek gibisin. O yolda yürümek istemezsin. Yapma. Değmeyecek biri için ayaklarını kanatma. Kalbini heba etme."
Kalbimle aklım, birbirine dolanmış iki yabancı gibiydi. Biri umutla fısıldıyor, diğeri sus, diyordu. Kendimi ansızın bir yol ayrımında bulmuştum. Ya ismini, yüreğimin en derin yerine kazıımış olan bu genç adamdan vazgeçecektim ya da bu kez tamamen yanıp, kül olmayı göze alarak ona doğru bir adım atacaktım.
Çıkılan bazı yolların dönüşü olmaz. Bazen ise çıkılan yoldan kendini bulmuş olarak dönersin. Sen benim dönmeyi düşünmediğim o yolda kendimi bulduğumsun.