Düşünceleri fasit bir daire şeklinde dönüp duruyordu. Bu dairenin merkezinde ise 'o zaman yazmıştım ben onları' sözcükleri vardı ve bu sözcükler beynini asla ölmeyen bir kurtçuk gibi kemirip duruyordu. Sabah bu sözlerle açıyordu gözlerini. Geceleri rüyalarında ona işkence eden de yine bu sözcüklerdi. Etrafında olan biten ve duyularıyla algıladığı her şey bir anda 'o zaman yazmıştım ben onları ' ile ilişkileniyordu..
"Bitirdim ben...
Koydum lavtamı bir kenara,
Neşeli gölgeler sallanıp dururken
Mor yoncalar arasında
Ne ses var artık, ne de seda...
Bitirdim ben...
Koydum lavtamı bir kenara,
Bir zamanlarmış o ardıç kuşları gibi ötüşüm
Erkenden, çiy düşmüş çalıların arasında;
Kesildi şimdi sesim soluğum.
Artık bitkin bir ketenkuşuyum,
Tükendi bildiğim tüm şarkılar,
Ve şakıdığım o anlar.
Bitirdim ben...
Koydum lavtamı bir kenara. "
Gerçekten soylu olan kişiler her türlü acıma ve merhamet duygusunu geride bırakan insanlardı. Acıma ve merhamet denilen şeyler, kölelerin satıştan önce geçici olarak tutulduğu yeraltı barakalarında üretilmişti ve bu duygular sefil ve güçsüzler güruhunun çektiği ızdıraptan ve döktüğü terden türüyordu.