Gerçekten soylu olan kişiler her türlü acıma ve merhamet duygusunu geride bırakan insanlardı. Acıma ve merhamet denilen şeyler, kölelerin satıştan önce geçici olarak tutulduğu yeraltı barakalarında üretilmişti ve bu duygular sefil ve güçsüzler güruhunun çektiği ızdıraptan ve döktüğü terden türüyordu.
Doğa istisnai olanları seçiyor ve onları reddediyordu. Bereketli eliyle ortalığa saçtığı bol miktarda yaşam tohumundan en iyilerini ayırıyordu. İnsanlar da onu taklit ederek, yarış atlarını ve salatalıklarını aynı yöntemle yetiştiriyorlardı. Hiç şüphe yok ki, Evren'in yaratıcısı daha iyi bir yöntem geliştirebilirdi ama bu özel evrenin içindeki yaratıklar bu özel(!) yöntemi sineye çekmek durumundaydılar.
Neden bir sosyalist olduğumu merak ettiğini söylemiştin. Anlatayım. Çünkü sosyalizm kaçınılmazdır; çünkü şimdiki kokuşmuş düzen sonsuza dek süremez de ondan... Çünkü senin o at sırtındaki adamın günü çoktan geçti...
"Nietzche haklıydı. Nietzche'nin kim olduğunu anlatarak vaktinizi almayayım ama o haklıydı. Bu dünya güçlülerin dünyası; soylu güçlülere ve ticaretin ve simsarlığın çamurunda yuvarlanmayanlara ait. Dünya gerçek soylulara, yüce sarışın canavarlara, taviz vermeyenlere ve 'Evet ' diyenlere aittir. Onlar sizin gibi sosyalistlerin, yani sosyalizmden korkan sosyalistlerin ve kendilerini bireyci sananların kökünü kurutacaklar. Köle zihniyetli ezikler ve boynu bükükler sizi kurtaramayacak..."
"Devletten beklediğim hiçbir şey yok. Ben sadece devleti o kokuşmuş gereksizliğinden kurtaracak olan güçlü bireye, at sırtındaki adama bel bağlamış bulunmaktayım."