JB iç hesaplaşmaların insanı değildi, fakat o pazar günü trende annesinin evine giderken sahip olduğu hayat ve aile nedeniyle kendini kutlamaya, şükrana yaklaşan bir takım hislere kapılmaya engel olamadı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlar görev yerlerine dağılırken, Willem usulca “Yardım edeyim mi” diye sordu Jude'a.
“Hayır” dedi Jude kısaca. Willem, gözden kaybolana kadar Jude'un dik ve yüksek merdivenlerden ağır aksak, dura kalka çıkışını izledi.
Her geçen gün Harold'a biraz daha güveniyor, bazen aynı hatayı tekrarlıyor muyum diye endişeleniyordu. Güvenmek mi daha iyiydi, çekinmek mi? İnsan bir tarafıyla hep ihanet beklerken gerçek bir dostluk yaşanabilir miydi? Bazen Harold'un cömertliğini, ona memnuniyetle inanışını sui istimal ediyormuş gibi hissediyor, bazen bu kadar temkinli davranmasının doğru tercih olup olmadığını merak ediyordu; çünkü sonu kötüye varırsa kendinden başka kabahatli olmayacaktı. Fakat Harold'a güvenmemek de kolay değildi. Hem Harold zorlaştırıyordu, hem de Jude kendi işini zorlaştırıyordu. Harold'a güvenmeyi, kendini ona teslim etmeyi, içindeki yaratığın hiç uyanmayacağı bir uykuya dalmasını yürekten istiyordu.