Dördü arasından bir tek Ali'nin menajeri vardı ve yedi ay kadar sonra sergisi de olacaktı ama diğer üçü ona sergiyi hiç sormazlardı çünkü lafı bile geçse heyecanla sızlanmaya başlardı
Mavi bandın başında bekleyip Richard'a doğru boğa
zını temizlemenin seremonisini, sonra sının aşıp yaptıkları
na bakmayı, yan yana durup sessizce eseri incelemeyi, çok
az konuşulduğu halde hatasız anlaşmayı çok severdi. Yaptık
larını başkalarına açıklamaya -neden sanat, ne elde etmeye
çalışıyorsun, neden elde etmeye çalışıyorsun, neden bu renk,
neden bu konu, neden bu malzemeler ve teknik ve uygula
ma sorularına- o kadar çok zaman harcıyordu ki, hiçbir şe
yi açıklamak zorunda olmadığı biriyle yan yana olmak hu
zur veriyordu. Uzun uzun bakarlar, soru sordukları zaman
da kısa, düz ve teknik konuşurlardı. Konu motor aksamıy
mış, su tesisatıymış gibi mekanik ve dosdoğru irdelenir, her
sorunun tek veya iki cevabı varmış gibi konuşulurdu.
Jude'a karşı duyguları karışıktı. Onu seviyordu ki burası basit kısmıydı;onun için korkuyordu, bir yandan da arkadaşı olduğu kadar kendini onun ağabeyi ve korucusuymuş gibi hissediyordu. Jude'un onsuz da yaşadığını, yaşayabileceğini bilse de, Jude'da ara sıra gördüğü şeyler onu hem üzüyor, hem de çelişkili şekilde ona daha da çok yardım etmeyi itiyordu (her ne kadar Jude kolay kolay hiçbir konuda yardım istemese de)