İman sıcaklığının ve tadının karıştığı bir kalbi gaflet kaplayamaz, ancak günahtan, fısku fücurdan, isyandan, yoldan çıktığından dolayı paslanmış bir kalbi örtebilir. Hidayeti kabul etmek itaat ve Allah'a dönmek, tevbe, rahmet ve mağfiret esintileriyle rahatlamak için takvalı, uyanık Müslüman kadının kalbi daima açık ve hazırdır.
Sabrın dinî hükmü, yani fazilet sayılıp sayılmaması katlanılan sıkıntının mahiyetine göre degişir. Gazzâli ye göre, haramlardan uzak durmada ve dinî görevlerin ifasında tahammül gösterme şeklindeki sabır farz, dinen mekruh olandan uzak durma şeklindeki sabır mendup; can, mal ve namusunun saldırıya ugraması karşısında, ayrıca gereksiz yere açlığa, susuzluğa katlanma anlamındaki sabır haram; bedenine zarar verecek derecedeki acılara katlanma şeklindeki sabır mekruh; dinen yapılmasında bir sakınca olmayan konularda sabır göstermek de mübahtır.
İlahi nurların tecellisinden mahrum kalmak, bizim bu dünya karanlıkları ile kıyas edemeyeceğimiz tam bir zulumat (kat kat karanlık)tır. Zira iman nuru söndüğünde ortaya çıkan kalp körlüğü, göz körlüğüne benzemez. Başındaki gözü kör olan iyi kötü yine de yolunu bulur. Kalbi kör olanın ise yolunu bulması imkânsızdır.