hiçbir azabın anlaşılamamak dahası yanlış anlaşılmak kadar büyük olamayacağını farketti... çünkü yanlış anlaşılmak beraberinde yanlış anlamayı da getiriyordu...aşklarım, diye düşündü, kayıplarım, gördüğüm kan ve ölümler... boynuna pırlantaları sahte bir hanedan nişanı takıldığı gün, biraz öteden bir cenaze alayının geçtiğini hatırladı... ben, dedi, acılarımı keşke kendi adıma çekebilseydim... o zaman hiç olmazsa bir ülke adına ve uzak zamanların insanları önünde böyle sorumlu olmazdım... hem geçmişin ve hem de geleceğin önünde suçlu bilineceğim... mazur görülebilmeyi dilemeye hakkım bile olmayacak... hiç bitmeyen bir zaman içinde, kıyamete değin belki, yanlış anlaşılıp duracağım...
bir yangın ve hiç bitmeyecek