Kimsenin elinden ve dilinden düşürmediği Tolstoy’un meşhur ANNA KARENINA kitabı
Maalesef ki beklentimin altında ve yer yer sıkıldığım yer yer bitirememekten korktuğum ve gereksiz bir sürü ayrıntılarla boğuştuğum bir dünya klasiği oldu.
 Üzülerek, ne yazık ki bu eser benim için Tolstoy’u Tolstoy yapan eser olmayacak.
Bu eser , yazarın hikayelerinin olduğu ÜÇ ÖLÜM eserine göre anlam derinliği ve verdiği konu bütünlüğü açısından daha yüzeysel. Anna Karenina kalın bir kitap, kalın bir çeviri olmasına rağmen incecik  bir kitap ve kısacık hikayelerin olduğu ÜÇ ÖLÜM’e göre tasvir yeteneğinin de daha az görüldüğü bir eser olmuş.
Kitabın içeriği ile ilgili konuşacak olursak bazı detaylar ya çeviri hatası ya da okuyucunun hayal dünyasına bırakılmış.
O kadar bilinmezlik vardı ki bir tanesi; Anna’nın ikinci çocuğu hangi eşinden olduğu kitabın sonlarına doğru netleşen başta ise tam bir muamma olarak aktarılmış. Ve kitapta ana karakterin kim olduğu belirsiz. Anna Karenina’nın hayatına etkisi dahi olmayan gereksiz, işlevsiz bir sürü karakterlere yer verilmiş. Bazı bölümleri okurken ana karakter olan Anna Karenina‘dan o kadar uzaklaştığımı hissettim ki tam bir karakter karmaşası yaşanmış. Anna’nın sevgilisi Vronskiy ile ilgili bölümlerde Vronskiy’in hep bilmediğimiz başka bir yönü anlatılacakmış hissiyatı vermiş yazar. Yani Vronskiy için ne yazarsa yazsın yazar, inanılır çünkü bu karakteri tamamıyla aktaramamış. Ve zannederim ki o karakter de bilinmeyen ve tam olarak anlatılamayan yüzeyde kalan bir çok karakter gibi olmuş.
Karakter olarak kitapta en iyi anlatılan karakter başlarda Anna Karenina (ama sadece başlarda, özellikle tasvir kısmında) sonra ise Levin olmuş. Hatta kitabın baş kahramanı belki de Levin. Çünkü Anna Karenina  hayatına son verdikten sonra dahi yazarımız