İnsan, yaradılışı gereği, musibetler karşısında zayıf ve âcizdir. Basit bir kederle bile baş dönmesi yaşar. Küçük bir gam karşısında sersemleşir. Bir mikroba mağlup olan bedeni gibi ruhu da basit bir mesele karşısında sarsıntılar geçirir. Yaşam gidişatındaki ufak bir aksaklıktan ümitsizliğe düşer. Gerçekleşme işareti taşımayan zayıf olasılıklardan telaşa kapıldığı dahi olur. Önemsiz bir mevzuda hayal kırıklığına uğradığında hayat ona tümden acı görünür. Dünya sık sık ona dar gelir, pek çok defa zindan gibi olur.
İnsan, hissiyatını kontrol edebilme konusunda zayıftır. Nefsinin arzularını gemlemede âcizdir. Kalp dinginliğini sağlamada çoğu zaman yetersizdir. Kendi düşüncelerine karşı bile mağluptur. Aklının bir mutluluğa onlarca acı karıştırmasından yakasını bir türlü kurtaramaz. Yaşamın en kırılgan varlığı olan insanın hâletiruhiyesinin hangi hikmetler için böyle mukavemetsiz yaratıldığı, üzerinde tefekkür etmeye değer bir konudur.
İnsanın zayıflığı ve yaşamındaki acılar konusunda en ilginç tahliller çoğunlukla sûfilerin dünyasından gelmiştir. Birçok insan için yıkım sebebi olan hadiselerin sûfiler tarafından gülüp geçilecek nitelikte algılanması, çocuğun dünyasında büyük bir sorun hâlinde yaşanan bir oyuncak kaybının, bir yetişkinin pek de önemsemeyeceği bir durum olmasına benzetilmiştir.
Doğu’nun ve Batı’nın kadim tesellilerini aktarmaya devam eden Dervişin Teselli Koleksiyonu, üçüncü kitapta sufilerin mutluluk sırlarını merkeze alıyor.
Sabret! Sabır sonucu beklemek değildir. Başlamadan razı olmaktır. Sonunu merak etme. Şu ana razı ol, her derdinden kurtul. Bütün yaraların şifa bulsun. Anda olmaz isen tüm zamanlara zihnin seni taşır, göremediğin her anın karanlık olur. Çünkü sence meçhul olan her şey karanlıktır. Karanlıktan kurtulmak için Karanlığa elbise giydirmeye çalışırsın Ama elbiselerde karanlık olur. Kurtulmak istedikçe kararır kazak gibi örmeye devam eder ama bu kazağın sonu yoktur. Bir türlü bitmez. Sonsuz karanlığı örüp bitirmek gibi. Bu karanlık alemin sahibi Allah'tır, o renklendirir Ona ait Sen sahiplenir isen karanlığa düşersin. Aslında sistem sana der burdan çık burası senin alemin değil diye. Peki ne yapacağım, şu ana geri geleceğim Anı yaşayacağım Ki sonsuz karanlığın korkularından kurtulayım. Peki o nasıl olacak? O karanlığın sabine kendini bırakarak, o seni senden daha ziyade düşünür. Sen kendini düşünme. Eğer bu dediğimin manasını görerek okursan Ve süt gibi içersen hayatlanır Şifa bulursun. Kendini anlatma, yazılanı oku. Kendini anlatacağın sen senden ayrılıp başka yerlere gitmiş onu buraya getir. Anda kal o yüzden anda kal. Ne git nede gel Anda kal At bacak bacak üstüne Yak sigaranı.