Dünya bir çarşı. Sermayemiz ömrümüz. Güneş altında eriyen buzlar gibi geçiyor günler. Ömrü verip birşey almaya geldik buraya. Zaman geçiyor, sermaye tükeniyor ama elde avuçta birşey yok. Buyurun size hüsran!
Asr sûresi, işte bu hüsrandan kurtuluşun reçetesi.
‘Kişi iki kişi olmadan olmaz’ buyurmuşlar kalpleri kendisinden bir başkası olmayanlar. Öyleyse biz de iki kişi olalım: Kalbimiz ve biz. Bir iş yaparken soralım ona: Sen ne diyorsun?
Ne bu hikâye bitti ne de dert.
Dert insanın kalp kağıdı. Kafa kağıdımızdan kim olduğumuzu başkası anladı, kalp kağıdımızdan kendimizden bir başkası olduğumuzu, biz.
Dertlerin suretine büründük, kendimize kendimizmiş gibi göründük.