Hiçbir şey anlamadım. Anlamak istiyordum. Ama soramıyordum da.
"Bu bir rüya mı?" dedim.
"Ya bu gördüklerin hakikat de yaşadığını sandığın hayat rüya ise?" dedi ve bir hıçkırıkla uyandım uykumdan.
Tüm dert ve tasanın gözden çekilip tek kaygının ölüm ve ötesi olduğu mezarlıkları oldum olası severdi. Ölüm ile hayatın, cesetler ile yemyeşil ağaçların kucak kucağa gömülü olduğu toprak, zıtların birbiriyle kaim olduğunu resmeden en zarif tablolardan biriydi.