Üç Kırık Dal...
Bazı kitapları okurken çok fazla hissediyorum çok fazla hissediyor olmaktan yorulup kitabın kapağını kapatıyorum. "Bu bir kitap." diyorum kendime, bu bir kitap. diyerek teskin ediyorum kendimi. Evet, bu bir kitap. Ama bu yaşamın içinde olan bir kitap. Benim bu okuduklarım yaşanılan şeyler. Bu acılar, bu dostluk, bu aşk...hepsi, hepsi gerçek ve hepsi yaşamdan doğup İdris Baluken'in kaleminden kâğıda dökülmüş...
Ankara'dan Diyarbakır'a kafasının içinde soru işaretleriyle, ön yargılarla üniversite okumaya gelen Deniz, Cengiz ve Alicanla tanışır. Baluken, yolları kesişen bu üç arkadaşın öyküleri aracılığıyla bize direnme ve dayanışmanın bir yaşam tarzı olarak çiçeklendiğini gösteriyor. Bu üç arkadaşın; aşklarını, adaletsizliğe karşı duruşlarını, iş yaşamlarında ideolojilerinin tersi olan sistemin bir parçası olmayı hazmetmeyen bu gençlerin iç savaşlarını ve onları çelişkilere, sorgulamalara iten mutsuz olan bir yaşama dönüşünü anlatıyor. Üniversite dönemlerinde hayalleri ve idealleri olan bu gençler meslek hayatlarında hayal ettiklerinin yanından bile geç(e)mezler. İnsanı insan yapan değerlerden, vicdandan yoksun sistemin, iktidar gücünün körelttiği insan zihnini bu üç arkadaşla zengin ve edebi diliyle sunmuş okurlarına Baluken.
"Parasını vermişler, ideallerimi almışlar gibi hissediyorum..."
Ve aşk... Her şeyi ama her şeyi anlamlı kılan o muhteşem duygu. Baluken, Gül ve Ciwan'ın aşkıyla bize yaşamın tamamlanmayı bekleyen parçası olarak sunuyor. Evet, aşk tamamlanmaktır bütün noksanlardan.
Ve bizim mahzun, acılı coğrafyamız. Yüzyıllardır kanımızla beslenen, adını bile duymadığımız, görmediğimiz, bilmediğimiz kravatlı insanların yaşamlarımız hakkında söz sahibi olmaları beni kahrediyor artık. Bazı insanların öteki insanları anasız, babasız, evlatsız;