Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ülkemde doğan bir bebeğin bir yıl sonra hayatta kalma garantisi yoktur, dolayısıyla doğum günlerini takip etme geleneği bizde aynı şekil de önem taşımaz.
Afrika'da büyüdüğüm için dünyanın öteki yerlerinde çok önemli gibi görünen tarih bilinci bende yoktur. Dilimiz Somalicenin 1973'e dek yazılı bir alfabesi yoktu, dolayısıyla okuma ve yazmayı öğrenmemiştik. Bilgi sözlü olarak -şiirle ya da halk hikâyeleriyle- ve hayatta kalmamız için gerekli daha önemli beceriler, ebeveynlerimizin öğretileriyle aktarıldı. Örneğin annem bana kuru bitkilerden sütü sızdırmayacak kaplar örmeyi, babam da hayvanları gütmeyi öğretmiştir. Biz geçmişi konuşmakla fazla zaman harcamazdık. Kimsenin buna zamanı yoktu. Her şey bugünle ve bugün ne yapacağımızla ilgiliydi. Tüm çocuklar çadırda mı? Tüm hayvanlar güvende mi? Nasıl yemek bulacağız? Nereden su bulabiliriz?
Neşemizi korumaya, sakin ve sessiz kalmaya çalışır ve yarın Tanrı'nın isteğiyle, bir çıkış yolu bulacağımızı umardık. İnşallah sözcüğü bizim felsefemiz haline gelmişti. Biz, yaşamlarımızın doğanın güçlerine bağlı olduğunu ve bu güçleri bizim değil Tanrı'nın kontrol ettiğini bilirdik.