Alma ilk başlarda sadece okula gitmekten kaçıyordu ama sonra arkadaşlarından da kaçmaya başladı. Aynı evde yaşamalarına rağmen artık annesinden de kaçıyordu.
Bir süre sonra her şeyden kaçmaya başladı. Etrafındaki insanlar bu durumu fark edince onu suçlamaya başladılar. Alma'nın neden ortadan kaybolduğunu anlamıyorlardı. Normalde herhangi biri, ilaç alıp hemen iyileşebilirken Alma'nın başının ya da karnının birdenbire ağrımaya başlamasının ve yataktan çıkamamasının nedenini anlamıyorlardı. Her zaman çok konuşan Alma’nın neden bu kadar sustuğunu da anlamıyorlardı. Alma'dan yayılan ışığın neden titrediğini, Alma'nın içinde hiç ışık kalmadığını anlamıyorlardı. Üzerindeki ışığın -doğal ışığını kaybettiğini belli etmemek için giydiği- pırıltılı ceketinden geldiğinin anlaşılmasından ne kadar korktuğunu anlamıyorlardı.
Bunu ona ilk kez annesi söylemişti:
“Tuhafsın”
Sonra arkadaşları söyledi:
“Tuhafsın”
Sonra öğretmenleri de söyledi:
“Tuhafsın”
Alma hayır dedi. Sadece bazen birazcık yorgun oluyordu. Bazen de birazcık gergin. Ya da uykusunu alamamış oluyordu. Bunların bir gün geçeceğini düşünüyordu. Ayrıca gerçekten tuhaf biriyse bile bunun nedeni canavarları görmesiydi ve Alma onların zaman içinde ortadan kaybolacağını umuyordu.
Alma ilk kez karanlıkta, hem de tamamen karanlıkta kaldığında ışıkların neden birdenbire söndüğünü hiç anlamadı. Siz Alma’yı anlayabiliyor musunuz, bilmiyoruz ama tamamen karanlıkta kalmak insanı şok eder. Çünkü bir yerlerde her zaman, azıcık da olsa ışık vardır; bir lamba açık kalır, kapı aralıktır, ay ışığı ve yıldızların ışığı panjurların aralarından sızar, elektronik bir cihazın ışığı yanıp söner…
Mutlaka ama mutlaka bir şeyler olur.
Ama o gün bunların hiçbiri yoktu.
Sadece karanlık vardı.
Kocaman
ve sonsuz
bir karanlık
Her gün kendi canavarlarıyla savaşan herkese.
İyileşeceksiniz
Ve diğerlerinin canavarlarla baş etmesine yardım ederek onların mücadelesini kolaylaştıran herkese.
Çok değerlisiniz.