Eğer insan soyunun bu en zaliminin simgesini, benzerini hayvanlar arasında arayacak olsaydım, belki timsahları bulurdum, boa yılanlarını bulurdum. Yok yok, sanmıyorum ki yeryüzünde bu zalimleri simgeleyecek korkunçlukta bir hayvan türü bulabilelim…
Yaşar Kemal
Feminizm denildiği zaman toplumda kalıplaşmış bir düşünce var. Feminizm ve feminist sözcüklerinin kendi anlamları dışında, toplumun kabul ettiği anlamlarla kullanıyoruz. Feministler erkek düşmanıdır, feministler kadınların üstünlüğünü savunur, feministler şöyledir böyledirler diye toplumun yapmış olduğu kalıpları kullanıyoruz ama feminizm bu tanımların hiçbiri değildir. Feminizm toplumsal cinsiyet eşitliğini savunur ve cinsiyet eşitliğini sağlamaya çalışır. Kitabın 127. sayfasında da belirttiği gibi feminist; cinsiyetlerin toplumsal, siyasi ve ekonomik eşitliğine inan kişidir. Yani toplumda bilindiği ve korkulduğu gibi kadınlar kendilerini yüceltmez, erkeklerden üstün görme çabasında bulunmazlar. Evet, bunu yapan kadınlar var mı var ama bunu yapan kadınları feminist olarak nitelendirmiyoruz. Dediğim gibi feminist olan kişi kısaca erkeğin ve kadının eşit olduğunu ve eşit haklara sahip olması gerektiğini savunur. Kısaca feminizmin ne olduğu, ne olmadığından bahsettikten sonra kitabın neler anlattığına geçebiliriz.
Bir arkadaşının kendisine kızını nasıl bir feminist olarak yetiştirebileceği üzerine bir soru yöneltince kitabımızın yazarı Chimamanda arkadaşına on beş maddede kızını nasıl yetiştirebileceği yönünde tavsiyeler veriyor ve bizde bu tavsiyeleri okuyoruz. Kitabın sonunda ise yazarımızın 2012 Aralık ayında Afrika’ya odaklanan TEDxEuston Konferansı’nda yaptığı konuşmanın biraz değiştirilmiş hali bulunmaktadır.
Toplumun kadınlar için belirlediği bazı görevler var: İyi bir evlilik yapmak, çocuk bakmak, temizlik yapmak… ve kız çocukları bu kalıplara sıkıştırılarak büyüyorlar. Aslında bu saydığım görevlerin hiçbirinin cinsiyetle bir alakası yok. Pekala erkeklerde ev işi yapabilir ya da çocuk bakabilirler. Ama kız çocukları seslerinin çıkmaması gerektiğini öğrenerek
Erkeklere yaptığımız en kötü şey, onlara sert olmaları gerektiğini hissettirerek egolarını kırgınlaştırmak. Bir erkek kendini ne kadar sert olmak zorunda hissediyorsa ,egosu da kadar zayıftır.
Diğer yandan kızlara da erkeklerin kırılgan egolarına hizmet etmeyi öğreterek başka türlü haksızlık ediyoruz. Kızlara kendilerini kısıtlamayı, küçültmeyi öğretiyoruz.