Dağlar Allah'ın yeryüzündeki ayetleridir. Allah'a yakın olmanın, tefekkür etmenin ve arınmanın kutsal adresleridir. Böyle olduğu için birçok peygamberin yolu dağlara düşmüştür. İnsanlardan uzak inzivaya çekilmiş, ilahi mesajı aldıktan sonra insanların yanına varmış ve Allah'ın emirlerini tebliğ etmişlerdir. Peygamber Efendimiz Nur Dağı'nda uzun vakitler geçirmiş, Hira Mağarasında manevi âleme çekilmiştir. Allah tarafından peygamberlik gelince Mekke'ye dönüp tebliğe başlamıştır. Böylece insanlardan önce Peygamberimizin ilk şahitleri dağlar olmuştur. Dolayısıyla dağlar peygamberlerden bize miras kalan kutsal yerlerdir.
Kalabalıklar içinde yalnız olan, kendine bakmak, kendini bulmak isteyen insan için dağlar en doğru adrestir. Çünkü insan ancak bir dağa yaslanınca kendini hatırlamış olur.
Dağlar, Allah'ın yeryüzündeki hayret makamıdır. O yüksek zirvelere bakınca önce haddimizi biliriz, sonra içimizde bir hayranlık duygusu uyanır, Allah'ın yüceliği karşısında iman tazeleriz.