Aslında bu benim Kaan Murat Yanık ile üçüncü buluşmamdı. Daha önce Dünyasızlar ve Sular Üstünde Gökler Altında kitaplarını okumuş, yazarın o masalsı ama bir o kadar da sarsıcı diline hayran kalmıştım. Bu iki kitaptan
Geçmiş ile geleceğin arasında değişmeyen tek şey, dünya üzerinde yaşanan zulümler ve kötülüklerdir. Nitekim zaman ne kadar geçse de insanların nefreti ve birbirine olan zalimliği yok olmuyor.
Öyle ki, sapkın düşüncelerin ve şeytani inançların esiri olmuş bu yaratıklar bugün hâlâ yeryüzünde kan akıtmaya ve pek çok iğrençlik yapmaya devam ediyor. Amaçları ise hepimizin malumu...
Roman, 1577 yılının Ramazan arifesinde başlıyor. Halk ve saray telaş içinde, korku dolu gözlerle gökyüzüne bakarken bir yandan da kirletilmiş kitaplar bulunuyor. Kitapların Kur’an-ı Kerim olduğunu öğrendiklerinde insanlar kıyametin koptuğunu ve artık sonlarının geldiğini düşünüyor. Tabii bunlar yaşanırken, hamile kadınların kaçırılması ve cesetlerinin bulunması ayrı bir korku ve paniğe neden oluyor.
Karabarut ve Emanet adındaki hafiyeler ise İstanbul’un kadim sokaklarında amansız bir mücadeleye giriyor. Ancak beraber çıktıkları bu yolda onları pek çok sürpriz karşılıyor; hiç beklemedikleri şeyler yaşıyorlar.
Öyle ki, Karabarut kaybolan Samime adındaki hamile yengesinin izini bulmaya çalışırken bir yandan da gönül imtihanına düşüyor. Emanet ise bu imtihandan payına düşeni alıyor.
Ve kitap, tüm yaşanan kötü, karanlık olaylara rağmen sonunda iyilerin kazandığı bir zafere dönüşüyor.
Ezcümle, bazı kısımları okurken zorlansam da roman, sevdiğim eserlerden biri oldu diyebilirim. Eğer siz de maceralı bir kitap okumak isterseniz, mutlaka tavsiye ederim. Zira film tadında. :)
Kitap ve sevgiyle kalın.
Merhum Nurettin Topçu şöyle der: "İnsan olan bunu yapmaz" mantığı yanlıştır; "İnsan olan bunu yaptırmaz" mantığı doğrudur. Dünyanın ihtiyacı, yalnızca çoğalttığımız iyilikler değil, belki daha çok azalttığımız kötülüklerdir. Sadece iyiliklere odaklanarak kötülüğü azaltmada bir gayret göstermemek, bir noktada kaçınılmaz olarak iyiliğe dair ümitsizlik, çaresizlik ve nihayetinde inançsızlığı beraberinde getirecektir.