Fatma

Fatma
@_ffttmm_
Cehennem de locadayım
128 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Puan vermedi·180 syf.·
2026 2. kitabı
Alacakaranlıkta Atbarah ve Ararat’ı okurken bunu bir hikâyeden çok, iki ismin etrafında dolaşan bir duygu hâli gibi hissettim. Atbarah ve Ararat, şiirlerde sadece kişiler değil; aşkın iki ayrı yüzü gibi duruyorlar. Bazen yakın, bazen tamamen uzaklar ama aralarındaki bağ hiç kopmuyor. Şiirlerin çoğunda doğrudan anlatılan bir olay yok; daha çok hisler, çağrışımlar ve suskunluklar var. Bu kitapta aşk bana romantik ve umutlu değil, daha çok eksik, yaralı ve geceye yakın bir duygu olarak geçti. Alacakaranlık hâli tam da bunu anlatıyor zaten: Ne gündüz kadar açık ne gece kadar karanlık. Atbarah ve Ararat arasındaki aşk da böyle; ne tamamen yaşanmış ne de tamamen bitmiş. Sürekli bir arada kalmışlık hissi var. Şiirlerde en çok dikkatimi çeken şey dilin sade ama ağır olmasıydı. Az kelimeyle çok şey söyleniyor. Bazı dizeler sanki söylenmemesi gereken bir şeyi fısıldıyor gibi. Bu da kitabı okurken beni yavaşlatıyor, durup düşünmeye zorluyor. Aşk burada bağırarak değil, içten içe sızarak anlatılıyor. Genel olarak Alacakaranlıkta Atbarah ve Ararat, benim için bir aşkı anlatmaktan çok, aşkla yaşanan yalnızlığı anlatan bir şiir kitabıydı. Bitirdiğimde aklımda tek tek şiirlerden çok, hepsinin bıraktığı o loş, hüzünlü duygu kaldı. Sanki birine söylenememiş cümlelerin kitabı gibiydi
İnceleme
Alacakaranlıkta Atbarah ve AraratNil Kılınçoğlu · İkinci Adam Yayınları · 202411 okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Puan vermedi·216 syf.·
2025 12. kitabı
Emre Yılmaz’ın Şeytanın Fısıldadıkları kitabı, okurunu net cevaplar vermekten çok soruların içine çeken, bilinçli olarak kafa karıştırmayı seçen bir metin. Kitabı okurken sürekli olarak “burada gerçekten ne anlatılmak isteniyor?” sorusu insanın aklında dolaşıyor. Yazar, şeytan figürünü yalnızca dini bir sembol olarak değil; insanın iç sesi, zaafları ve bastırılmış düşünceleriyle iç içe geçmiş bir kavram gibi ele alıyor. Bu yönüyle kitap, klasik bir anlatıdan çok zihinsel bir sorgulama alanı sunuyor. Ancak bu sorgulama süreci yer yer çelişkiler barındırıyor. Bazı bölümlerde savunulan düşüncelerle, ilerleyen sayfalarda ima edilen fikirler birbiriyle tam olarak örtüşmüyor. Sanki yazar bilinçli olarak bu tutarsızlıkları bırakmış; okurun rahatsız olmasını, metne tamamen teslim olmamasını istiyor. Bu da kitabı kolay tüketilen bir eser olmaktan çıkarıyor ama aynı zamanda yorucu bir hâle de getiriyor. Kitabın en dikkat çekici yanı, kesin yargılardan kaçınması. İyi ve kötü, doğru ve yanlış gibi kavramlar net çizgilerle ayrılmıyor; aksine sürekli yer değiştiriyor. Bu durum bazen metni derinleştirirken bazen de anlatının dağılmasına neden oluyor. Yine de tüm bu karmaşaya rağmen kitap, okunduğunu hissettiren, zihinde iz bırakan bir etki yaratıyor. Bitirdiğimde her şeye katıldığımı söyleyemem ama okurken düşündüğümü, rahatsız olduğumu ve sorguladığımı inkâr edemem. Ben kitabı okurken çok eğlendim emin ki siz de çok eğlenecekseniz
İnceleme
Şeytan'ın FısıldadıklarıEmre Yılmaz · Angora Yayıncılık · 2014434 okunma
9/10
·128 syf.·
2025 6. kitabı
Aşkhane’yi okurken kendimi sadece bir aşk hikâyesinin içinde değil, aynı zamanda iç dünyama açılan bir kapının eşiğinde buldum. Kitap, duyguların insanı nasıl dönüştürdüğünü öyle sakin, öyle derinden
İnceleme
AşkhaneCemal Ulu · Ahir Zaman · 201611 okunma
9/10
·144 syf.·
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Okurken kendimi sürekli sayfaların içinde kaybolurken bulduğum Bitmesin Hikayemiz, benim için tam anlamıyla duyguların iniş çıkışını yaşatan bir yolculuk oldu. Cemal Ulu’nun sade ama etkileyici dili,
İnceleme
Bitmesin HikayemizCemal Ulu · 5 Şubat Yayınları · 201810 okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2025 4. kitabı
Cioran’ın Çürümenin Kitabı bana yaşamın ne kadar kırılgan ve geçici olduğunu acı bir netlikle hatırlattı. Kitabı okurken insanın varoluşunun aslında sürekli bir çürüme süreci olduğunu, hem beden hem ruh hem de toplum düzeyinde her şeyin zamanla yok olmaya mahkûm olduğunu hissettim. İnsan olarak biz, kendi bilincimiz sayesinde bu çürüme ve ölüm gerçeğini fark eden tek canlılarız; bu farkındalık hem bir lanet hem de bir tür özgürlük gibi. Kitapta en çok çarpıcı bulduğum şey, mutluluğun geçiciliği ve yaşamın anlamsızlığı üzerine olan vurgular oldu. Cioran, zamanın kaçınılmaz olarak her şeyi aşındırdığını, ideallerin ve umutların sonunda hep çürüyüp yok olduğunu söylüyor. Bunu okurken bir yandan rahatsız oldum ama diğer yandan insanın gerçekliği göz ardı etmeme cesaretini takdir ettim. Ölüm ve yalnızlık kitapta sürekli karşımıza çıkıyor. Cioran’a göre insan, kendi boşluğu ve çaresizliğiyle yüzleşmedikçe özgür olamaz. Bu bana hem karamsar hem de düşündürücü bir bakış açısı sundu. Kitap, sırf acı ve karamsarlık üzerine değil; aynı zamanda insanın kendi yaşamını, toplumu ve zamanla olan ilişkisini sorgulamasını sağlayan bir uyarı gibi. Kısacası, Çürümenin Kitabı benim için hayatın geçiciliğini, insanın çaresizliğini ve çürümenin kaçınılmazlığını düşündüren bir eser oldu. Okurken zaman zaman karamsarlığa kapılsam da, her cümlenin altında yatan zekice ve derin felsefi bakış açısı, kitabı bırakmamı zorlaştırdı.
İnceleme
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma