Belki de aramızdaki değişiklik o gece başladı. Yoksa perdeyi kapamak istediği gece mi? Belki daha önce. Ona T. Capote’ nin o küçük hikayesini verdiğim gün. Okurken nasıl mutluydum! Bu büyük zevki ona ben tattırıyorum diye…
-Nasıldı hikaye?
+Güzel! Üzümleri getireyim mi? Soğudular mı acaba?
İçimde bir şeyler yıkıldı. İşte buydu.
Bu iki adam dünyada hoşgörü diye bir şey olmadığını bilmiyorlar. İnsan kendininkine uygun olmayanı bağışlamaz. Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz.
Artık dünyadaki kadın bolluğunu düşündükçe içi kararmayacaktı. Yanındaydı. Kafasında ezgilerin en güzeli çalınıyordu.
-Ezgiyi duyuyor musun?
+Evet.
Elbet duyacaktı.