Ben bir tin olarak dünyayı küçümseyip kendimden uzaklaştırdığım gibi, bir mülk sahibi olarak hayaletleri ya da fikirleri de kendi “batıllıkları” içine itip öylece uzaklaştırırım. Artık onlar bana egemen olamazlar, tıpkı hiçbir “dünyevi gücün” tin üzerinde egemen olamayacağı gibi.
Stirner’in Türkçe’ deki yolculuğu doğru bir zamana, uygun bir atmosfere denk düşer mi bilinmez. Ama hiç değilse derdinin anlaşılacağı bir zeminle buluşmasını ve ufku inancının sınırlarını aşan birilerine değmesini dileriz
Tanrı sadece kendi meselesiyle uğraşır, ama zaten o, her şeyin içinde her şey olduğu için, her şey de onun meselesidir! Ama biz, her şeyin içinde her şey değiliz ve bizim davamız da küçük ve önemsizdir; bu nedenle biz “üstün bir davaya hizmet etmek” zorundayız. -Açıkça görülüyor ki, Tanrı sadece kendi meselesiyle ilgileniyor, sırf kendiyle uğraşıyor, sırf kendini düşünüyor, gözünde sadece kendi meselesi var; onu hoşnut kılmayan her şeyin vay haline!
..tiksintilerimizdir bizi bireyleştiren; hüzünlerimizdir bize bir isim veren; kayıplarımızdır benliğimize mâlik olmamızı sağlayan. Sadece başarısızlıklarımızın tutarıyla kendimiz oluruz.