Ölümü hiçe saymak hiç gelir bana. Eğer kökünü bilinçli bir sorumluluktan almıyorsa bu hiçe sayış, ya ruh yoksulluğundan geliyordur ya da gençliğe özgü aşırılıktan.
İnsan olmak demek, aslında sorumlu ve sorumluluk sahibi olmak demekti. İnsan olmak, yoksulluk karşısında utanç duymaktır. Arkadaşların kazandığı başarıdan onur ve mutluluk duymaktadır. Kendi payına düşen taşı yerine yerleştirirken, dünyanın kurulmasına yardımda bulunduğunun farkına varmaktır.
İnsanlar hayat boyu biriyle yan yana yürür. Ama herkes kendi sessizliği içine gömülmüştür. Bir şey dese de, birinden ötekine hiçbir şey aktarmayan sözlerden öteye geçmez. Ta ki tehlike anına gelene dek! İşte o vakit herkes birbirine can olur, birden aynı topluluğa ait olunduğu fark edilir. Başkalarının da olduğunu bilmek insanı rahatlatır, yüzlere gülümseme kondurur. İnsan, daha yeni bırakılmış, denizin enginliği karşısında ağzı açık kalan bir hükümlüye döner.
Yalnız para kazanmak için çalışırken, zindanımızı kendimiz inşa ediyoruz. Yaşamaya değer hiçbir şey sağlamayan o değersiz paramızla kendi kabuğumuza çekiliyoruz.