"Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş,
saadet nedir?
demiş Her biri kendilerine göre cevap vermişler.
Musa:Arzı Mev'uda gitmektir İsa: Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır; Buda: Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır, yollu şeyler söylemiş. Sıra bizim Hz. Muhammed'e gelince:" Saadet hayatı olduğu gibi kabul etmektir..." demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bişey ilave etmeline de ondan birşey eksiltmeli... Bazı şeyler vardır canımızı sıkar; " Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı" deriz. Bazı şeylerde mevcut değildir. İçimizden bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahluk hiçbirşeyi değiştiremez. Bunun için gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma...Sonra en mühimi; Kendini halinden şikâyet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun…
Kendinde her şeyi yapabilecek kuvveti görmek, sonra yapılacak bir şey bulamamak…Tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulü beklemek…Nihayet bütün bunları sisli bir havadaki ağaçlar gibi belli belirsiz, karışık bir şekilde hissetmek…