-Yaşlanmış olsaydık bunu yapabilir miydik?
+Tolstoy, doksan yaşında yapmış efendimiz
-Ben Tolstoy değilim Olric. Tolstoy entelektüel bir devmiş
+Ufak tefek olduğunu söylüyorlar efendimiz. Üstelik geleceği düşünemiyormuş: büyük bir ümitsizlik içindeymiş
+Bana çiçeklerin adını kim öğretecek olric?
- Yeni şeyler öğrenmek için çok vaktimiz olacak efendimiz
+Ne kadar iyisin olric. Benim bütün ihanetlerime göz yumuyorsun ve bana doğru yolu göstermiyorsun..
Denizin rengi değişiyor; ayrılırken denizi bu renk bırakmak istemiyorum olric. Islak demir kadar içime sıkıntı veren bir şey yoktur. Vapuru ıslak bir demir yığını olarak hatırlamak istemiyorum. Denizi bir külrengi bir sıvı olarak bırakmak istemiyorum. Sonra, hep bu renkte hatırlarım diye korkuyorum.
- Çok hüzünlü şeyler söylüyorsunuz efendimiz. Belki bulutlu olmayan bir yer buluruz
…