"Herkesin bir hikâyesi vardır. Herkesin hikâyesi de kendine göre değerlidir. Ama bu şehirde kimse insanların hikâyelerini gerçekten bilip anlamak istemiyor. Zaten insanlar diğerlerinin yaşadıklarını bilseler, empati yapabilseler daha şefkatli olurlar. Çok hoyratlaştık, çok acımasızlaştık. Sadece teğet geçip geçiyoruz birbirimize, bazen onu bile yapmıyoruz. İnanır mısın, ben kendi adıma umudumu yitiriyorum. Bazen kaçmak geliyor içimden. İnsanlardan. Ama buna imkân yok. Yeniden keşfetmeliyiz kaybettiğimiz değerleri..."
Ama hayat insana her zaman düşlerini gerçekleştirme fırsatı vermiyordu. O zaman düşleri kaybolmuşların düşlerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmak gerekti. Böylelikle kaybedilen onca yaşanmamışlık başka canlarda hayat bulabilirdi. İnsan başkalarını yeşerttikçe tazelenir, huzura kavuşurdu.