Saatlerini doğanın ve iç dünyalarının çevrimine ayarlayanlar, güneşi ve gökyüzünü görebilenler, hayatı uzun bir şimdi veya yekpare, geniş bir an olarak yaşayabilenler, "İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür!" diyebilenler, eve mutlu dönüyor.
Zaman akıp gidiyor. Geçen her yıl ömrümüzü nasıl yaşadığımız, onu hangi anlam ile taçlandırdığımız konusunda bizi bir iç sorgulamaya yönlendirmiyor; takvim zamanının hızı, iç zamanımızın ancak yavaşlıkla değer bulacak süreçlerini berhava ediyorsa, durup bir kez daha düşünmemiz gerek.
Bize düşen, hayatımızı, o uzun şimdiyi, Tanpınar'ın dizeleri eşliğinde bir kez daha düşünmek: "Ne içindeyim zamanın/ Ne de büsbütün dışında/ Yekpare, geniş bir ânın/ Parçalanmaz akışında." Ânı yaşamayı bilmek büyük meziyet.
"Hayat bir çizgi değil," diyor bir Zen ustası, "birbiri ardınca gelen şimdilerden ibaret." Hayat uzun bir şimdiden başkası değil. John Lennon'un ifadesiyle, "Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelen şeydir."
Sevmek için zaman ayırmak gerekir. Bilmek için zamana ihtiyaç duyarız. Güzelliği ancak zaman ayırarak fark ederiz. Zamanla olgunlaşırız. Lütfen yavaş gidiniz.