Ömer Faruk

Ömer Faruk
@_guyende_
Erciyes üniversitesi
1999
15 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
Şu fani dünya hayatında uğrunda koşturulan, çaba sarf edilen ömür tüketilen pek çok hedef var. Amma hepsi ölümün son darbesi ile fena bulacak. Ölüm faniliğin mührü adeta. Ancak ne hikmetli bir tecellidir ki baki olanın da. Fena bulacak olana gayret neye yarar? Uğruna çaba sarfedilecek bir şey var ise o da bedenine sadık bir gölge misali Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin izinde yaşayıp, meleklerin müjdeleri eşliğinde Azrail'e hoş geldin diyebilecek, ömrünün en hayırlı anı olacak bir ölüm ile ölebilmektir.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kullara kulluk; umudu, korkuyu ve sevgiyi Allah'a değil kullarına tahsis etmek demektir. Ancak Allah'tan korkulur, ancak Allah'tan umulur ve en çok Allah sevilir. Allah'a değil kullara yöneleni Allah kendileri ile baş başa bırakır. Birbiri ile kalanlar birbirlerini tüketmekten başka yol bulamazlar. Birbirlerinde kalplerinin yolunu arayanlar çıkmaza girmiştir. Böylelerini ne Allah sever ne de kullar... Allah'a kulluğu öne alanlar hem Allah'ın hem kulların sevgisini kazanırlar. Allah'ın sevgisine nail olana kulların sevgisi bir ihsan olarak verilir.
Sayfa 4·Kitabı okudu
Yuh olsun bana :)
Vakt-i zamanında Bayezid Camii'nde bir meczup, kalkan her cenazenin arkasına düşer, cenazenin arkasından ya vah vah eder, ya da yuh yuh çekermiş. İnsanlar bunu onun fırtınalı haline bağlar, ses etmezler, bilmeyenleri de ikaz eder, bir taşkınlık çıkmasına mâni olurlarmış. İrfan ehli ise meczubun verdiği tepkiye göre hemen mevtanın hayatını soruşturur, aradaki rabıtayı kurunca da bundan ibret alır, farklı hayatlar ve farklı akıbetlere dair dersler çıkarırmış. Bir defasında meczup yine bir cenazenin ardından yuh çekmiş.Cenazenin acılı ve yeni yetme oğlu bu duruma fena içerlemiş. Etraftakilerin "delidir, ne yapsa yeridir" ikazlarına uyarak bir ses etmemiş. Ama "eh, sen de bir gün buraya tabut ile gelirsin, ben de senin arkandan yuh çekmezsem, yuh olsun bana..." diye içinden geçirmiş. Meczup bunu hissetmiş, belki de babası gibi bir hayatı olmasın, daha güzel ve iyi yaşasın diye delikanlıya bir ders vermeye karar vermiş. Meczup oradan çıkınca hemen birkaç arkadaşına haber yollamış: "Yarın ölüyorum, beni tabuta koyup meydana getiriyorsunuz." Arkadaşları dediğini yapmışlar ve ertesi gün meczubun tabutu sanki ölmüş gibi musalladan kalkmış. Bir gün evvel dilediğini karşısında bulan delikanlı sevinçten şaşkın bir şekilde düşmüş tabutun peşine ve aynen meczubun yaptığı gibi yuh çekmeye başlamış. Arkadaşlarının omzunda giden meczup kapağı aralayıp başını tabuttan dışarı çıkarmış ve yuh çeken delikanlıya şöyle seslenmiş: "Baban gibi gideceksem eğer, cidden yuh olsun bana..."
Sayfa 3·Kitabı okudu
Sessizce zikrederken açlar doyuran hayırlı bir dervişe benzer bahçe. Orada hiçbir canlı iftiraya yeltenmez. Hiçbir fide dedikodu etmez. Kurtlar ve kuşlar hak yemez. İşte bu sebeple her adımda yeni bir huzur ile dolar, güvende ve iyi hissedersiniz. Devir o devir ki, artık bahçe yapmak, beden ve ruh emanetine riâyete vesile, pek mühim bir iştir. Taş toprak anlatır durur, su ve tohum ders verir. Bahçede geçen her bir ân, ilm ü tefekkürdendir. Neslihan Nur Türk
Sayfa 69·Kitabı okudu
Her nîmetin şükrü de kendi cinsinden olur. En büyük nîmetler olan İslâm, îman ve güzel ahlâkın şükrünü îfâ edebilmek; hidâyet mahrumlarına tebliğde bulunmayı, nefsânî zaaflar içindeki din kardeşlerimizi îkaz ve irşâd etmeyi gerektirir. Zira mü'min, kendi kurtuluşunun, başkalarının da kurtuluşuna hizmet etmekten geçtiğini bilen insandır.
Sayfa 43·Kitabı okudu