Hai

...Homeros ve Hesiodos, insanları daha iyi yaşatacak kimseler olsaydı, çağdaşları hiç bırakır mıydı bu şairleri kent kent dolaşıp şiir okumaya? Varlarını yoklarını harcayıp kendilerine bağlamaya, yanlarında, memleketlerinde tutmaya çalışmazlar mıydı onları? Tutmasalar bile, her gittikleri yere gitmezler miydi arkalarından, onlardan alabileceklerini alıncaya kadar? – Söylediğin doğru gibi geliyor bana, Sokrates. – Öyleyse diyebiliriz ki şairler, Homeros başta olmak üzere, en yüksek değerleri anlatırken olsun, herhangi bir şeyi uydururken olsun, birer benzetmecidirler sadece; gerçeğin kendisine ulaşamazlar. Demin dediğimiz gibi, ressam nasıl kunduracılığın ne olduğunu bilmeden bir kundura resmi yapıyor, bir sanatı onlardan çok bilmeyenler de renklere, biçimlere bakıp onu sahici gibi görüyorlarsa, bu da öyle. – Doğru.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
– Öyleyse aritmetiğe, geometriye ve dialektikadan önce gelen bütün bilimlere daha çocukken başlatmalı ve öğretim, zorla yaptırılan bir işe benzememeli. – Neden? – Çünkü, hür insan hiçbir şeyi köle gibi öğrenmemeli. Bedene zorla yaptırılan şeyin ona bir kötülüğü olmasa bile, kafaya zorla sokulan şey akılda kalmaz. – Doğru.
Şölen diyaloğundan küçük bir esinti var sanki
Sevgisi gevşemeden ruhunu, özleri kavramaya yarayan yanıyla, her şeyin o yanla bir yaradılışta olan özünü arar. Gerçek varlığa böylece yaklaştı mı, onunla birleşir, öz düşünceyi ve doğruyu yaratır; bilginin, gerçek hayatın, gerçek yiyeceğin tadına varır. Ancak o zaman doğurma sancılarından kurtulur.
Tartışma bazı ortak temellere dayanması gerekir. Yoksa boşadır.
– Görüyorsun ya Glaukon, ne belalı bir yanı var tartışma sanatının? – Niçin? – Çünkü, birçokları zorla giriyorlar tartışmaya. Tartıştıklarını sanıyorlar. Oysa ki yaptıkları tartışma değil, çekişmedir. Neden dersen, bir meseleyi ayrı ayrı yönleriyle ele alıp inceleyemezler. Karşılarındakinin tersini söylemek için kelimelere takılırlar. Tartışmak değil, hır çıkarmaktır bu.
Bu alıntıya nedensizce çok güldüm.
– Bu benzetmen çok yerinde, çünkü, devlet adamlarına toplumun çobanları demiştik, onların emrindekileri de köpeklere benzetmiştik.