Hai

8/10
·240 syf.··
2022 25. kitabı
Kitabın kurgusunda fark ettiğim tam olarak anlayamadığım bir kısım var. Kitabın bir yerinde sonsuzdan (berkide daha önce farklı bir zamanda alınmış) altzama gönderilen bir ampül ve dhaa sonrasında kendi yüzyıllarında beliren bir ampülden bahsediyor. Harlan yanlış yere gönderdiğinde direk bu ampüle bakmak akıllarında neden gelmedi diye sorulabilir. Bu ilk başta aklıma takılan bir soruydu ancak cevabını ilerleyen sayfalarda net bir şekilde vermiş. Dünya güneş etrafında güneşte galaksi merkezi etrafında dönüyor ve hepsi beraber bir yönde harekt ediyorlar. Dolayısı ile gönderilen tam zamanı bilmedikleri için ampülün yerini de bilmiyorlar. Benzer bir mantıkla o halde nasıl oldu da Cooper dünyaya gidebildi? Uzay boşluğuna da gönderilmiş olabilirdi? Bunun da cevabı aslında verildi eğer dünyaya varmamış olsa yolda ölseydi sonsuzluğun olması inkansız olacaktı. Yani kendi varlıkları imkansız olacaktı. Tabii burda dünya nasıl oldu da aynı noktadan geçebildi zaman farklıyken denebilir? Açıkçası bilmiyorum berki burda asimov dünyanın galaksi etrafında dönüşünü hesaplayıp 23.17'den 19.32 arasındaki yani 400 yıllık bir döngüyü düşünerek böyle bir zaman farkı koydu ki bu hiçbir şeyi çözmez. Ya da sırf 2.dünya savaşı sonrasında gelen özgür dünya fikri onu cezbetti ancak tam olarak ben açıklayamayacağım. Fakat bunun bir kurgusal kusur olduğunu da düşünmüyorum. Benim gelmek istediğim daha ilginç bir nokta bu ampül denen şey sonuç olarak farklı bir zamandan dı be ondan önceki bir zamana gönderildi yani geçmişteki zaman için yoktan var oldu. Dolayısı ile sadece ampül değil dilediğimiz kadar madde ya da enerji transfer edilebilir. Dolayısı ile evrende entropi dediğimiz ve aslında zaman algımızı şekillendiren doğa olgusunu tersine çevirebildik. Fakat bu imkansızdır. İlgınç olan nokta ama
Sonsuzluğun SonuIsaac Asimov · Monokl · 20152,933 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Zaman Makinesi(1 Kitap 2 Film)
Puan vermedi
Not: Metin hafif dozda spoiler içeriyor. Hassas okuyucular için uyarmak istedim. Wells bu kitabıyla zaman makinesi terimini literatüre kazandırmış. Bu kadar iyi bir kurguyu ve etkileyiciliği beklemiyordum ancak beni günümüzde bu zamanda yolculuk fikri çevresinde inşa edilen birçok kurgudan daha fazla etkilemeyi başardı. Kitap Fahrenheit 451 gibi *ya böyle olursa* fikrinden yol çıkarak oluşturuyor gelecek dünyasını. Bu tür kurgularda günümüzdeki bazı küçük ya da kanıksadığımız şeylerin ilerde şaşırtıcı(genelde) sonuçlar doğurduğunu görürüz. Wells de bunu kapitalizmdeki sermayedar ve işci sınıfı yanı burjuva ve ploterya arasında zamanda gittikçe birbirinden ayrışması ile 2 farklı türe evrileceğini kurgulamış. Bu konuyu seçmesinin arkasında bir neden de yazarın asıl mesleğinin gazetecilik olması ve gündemle yoğun şekilde ilgilenmesi olması gerek. O zamanlarda kapitalizme bu yönlü bir bakış uygunsa da artık kapitalizmin bu şekilde işlemediğini ve bu yönde bir evrim olamayacağını rahatlıkla kavrıyoruz. Bunun yanında 1895 yılında yazılan bir kitabın evrim teorisini bu denli kurgunun ana unsuru haline getirmesini takdir ettim. Sonrasında kitabın yarısından sonra başlayan koşuşturmaca da bir süre durgun giden öyküye renk katmış. Yolculuğunda yanına bir yandaş eklenmesi ve onun başından geçenler de donuk bir yapıya sahip olan ana karakterin hikayesindeki dram eksikliğini gidermiş. Wells'in ortaya attığı zamanda yolculuk fikri ise son derece sade ve paradokslardan kendini kurtaran ya da oralara hiç bulaşmayan bir senaryoda kurgulamış. Zamanı basit düz bir çizgi gibi düşünüp paradoks yaratmayacak şekilde bir ileri bir geri sıçrama yapıyor ve öylece bitiyor. Bu kadar basit ve etkileyici olmasının klasikler arasında girmesinde bir etken olduğunu düşünüyorum. Şimdi gelelim geçen
Bilim-Kurgu
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,2bin okunma
6/10
·194 syf.··
2020 27. kitabı
Bu kitabı okurken ilk başlarda çok sevdim. Bana farklı bakış açıları vermeyi başardı ve ilk bölüm nerdeyse kusursuzdu. Tabii ki bir giriş kitabı olmasından çok detaylı değil ancak ilgi çekici ve olayların özünde olanlara değinmişti. Giriş bölümünde belirttiği gibi eğlenceli bir haldeydi. Ayrıca konuları uzatıp sıkmıyordu. Vermek istediği verdiği zaman tekrara düşmeden takır takır ilerliyordu. Ancak ikinci ve üçün bölümlerde işler biraz karıştı. Burlarda Locke,Hume,Kant gibi filozoflardan bahsediyor ve kitabın ilk bölümünde avantaj olan seri bir şekilde anlatımı anlaşılmayı ve algılamayı zorlaştırıyor. Yani yazarın o an üzerinde durduğu bir konu var. Bu konu etrafında dönerken kısaca bu filozofların o konuya nasıl yaklaştığını verip sonuç olarak da konuyu toparlayıp sonrakine geçiyor. Bu arada bu bazen 2-3 sayfa da gerçekleşiyor. Bu olayı anlamak için benim açımdan kısa bir aralık. Bunun yerine bu tarz büyük filozoflara ayrı bölümler ayırsa kitap hacmini büyütse fena olmazmış. Sonuç olarak kitap bir giriş kitabı olarak gayet yeterli bir kitap. Etiğe dair tartışmalardan içerisinde bolca yer alıyor ve bu etiğe genel bir görüş kazanmak için gayet ideal. Bu yüzden etiğe başlangıç için alınabilir bir kitap ancak son bölümler yüzünden kesinlikle okunmalıdır diyemeyeceğim. Not : Kitabın bazı kısımlarının açıklamları arka kısımda notlar bölümünde yapılmış. Kitabın içerisinde bir yönlendirme göremedim o yüzden arada arka kısma göz atarsanız daha açıklayıcı olabilir. Ben kitabı bitirdikten sonra fark ettim maalesef :( Kitabın içeriğine bir göz atacak olursak ilk bölümde etiğin yapılmasını olanaksız kılmaya çalışan 7 farklı görüşe değiniyor ve bu görüşleri bertaraf ediyor. Bunlar : - Tanrı'nın Ölümü - Görecilik - Bencillik(Egoizm) - Evrimci Kuram - Belirlenmiş ve boşunalık -
Felsefe
EtikSimon Blackburn · Dost Kitabevi · 201846 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2020 25. kitabı
Arsito'nun bu kitabı 10 parça yani içinde Platon'un devlete gibi 10 kitap var. Hepsi ortalama 50 sayfadan oluşuyor. Bu kitapları okurken özellikle ilk 3-4 kitabı çok dikkatli okumanızı öneririm. Bu ilk bölümler Aristo kendi etik anlayışının açıkladığı ve aslında genel bir portre çizdiği kısım o yüzden önemli yani. Ayrıca ruhun 4 bölümü,3 etkileşimi ve erdemin 2 farklı şeklini burada kategorize ediyor. Sonrasında erdemleri ve erdemsizlikleri tek tek ele alıyor. Kitaba geri dönecek olursak Aristo'nun aşırılık ve eksiklikten kaçınmamızı söylediği etik anlayışı ile karşılaşıyoruz. Burada benim dikatimi çeken birkaç noktaya değineceğim. Öncelikle Aristo aşırılığı ve eksikliği insana zarar veren ve erdemsiz davranıştır. Burada aşırılık ve eksiklik derken aslında günümüze çok uyan bir anlayış değil ancak büyük ölçüde benimsenebilir,uyuşur. Mesela Aristo'ya göre alçak gönülülük erdemsizliktir. Yüce gönüllülük erdemdir. Yüce gönüllük derken daha iyi şeyleri hak eden ve ona layık olan kişidir. Daha iyi şeyleri elde eden ve ona layık olan kişi ise ölçülüdür. Daha iyi şeyleri hak eden ancak kendini daha aşağıda gören kişi Aristo'ya göre erdemsizdir. Bu çok ilginç bence günümüzden bakınca dahasını kitapta bulabilirsiniz. Sokrates Aristo'dan önce bir kişi isteyerek kötülük yapamaz demişti. Aristo buna da katılmıyor. Burada önce istemeye eğiliyor. İstemeyi sanırsam bizden daha dar bir anlamda kullanmış. Şöyle Aristo anladığım kadarıyla istemeyi sonuç bakımında ele alıyor. Yani mesela haz bakımından örnek verecek olursak bir yemeği canımız çektiğinde(istediğimizde) onu yediğimizde duyduğumuz haz bakımından onu isteriz. Ve burada fark ettiğim kadarıyla günlük kullanımızdan biraz farklı. Mesela önümüzde bir menü var ve x'i istiyoruz dediğimizde bu Aristo'ya göre isteme değil bir
Felsefe
Nikomakhos'a EtikAristoteles · Bilgesu Yayıncılık · 20071,466 okunma
8/10
·372 syf.··
2020 24. kitabı
Bir devlet düşünün : - Devlet üç (yönetici,bekçi ve vatandaş) kısmından oluşan. - Bütün şiirler sansürlü yöneticilerin izin verdiğinden başka şiir okunamıyor. - Yönetimin izin verdiği kitaplar okunabiliyor. - Ömrünüz boyunca sadece bir iş yapabileceksiniz. - Müzik sadece izin verilen ölçülerde yapılacak. - Kimin çocuk yapacağını yöneticiler belirleyecek. - Bekçilerin ne yiyeceğine yöneticiler karar verecek. - Çocukların ne oyun oynayıp oynamayacağını yöneticiler karar verecek. - Yöneticilerin belirlediği eğitimi almak zorundasınız. . . . Platon ideal devletini kurgularken bu devletin bir defa kurulduktan sonra bunun bozulmamasını isitiyor. Bu yüzden bu devleti bozabilecek içindeki insanları dünya zevklerine yönlendirecek olağanca şeyi yasaklıyor. Bunu yaparken yukarıda gözüktüğü gibi sansürücü olup çıkıyor :) . Neyse kitabın başlarına ve benim en sevdiğim kısma geri dönelim. 1.Kitaba yani ilk başta doğruluk ve eğrilik üzerine bir tarışma geliyor. Benim yakalayabildiğim 3 görüş var. Bu görüşler eğriliği öven görüşler. Platon bunları savuşturmaya çalışıyor en temelde. Bunlar : - Doğruluk düşmana ve dosta hak ettiği vermektir. Yani düşmana kötülük dosta iyilik yapmaktır görüşü. - Doğruluk güçlünün işin gelendir görüşü. - Eğrilik doğruluktan daha fazla işe yarar. Bu sayede daha fazla altın,mal,mülk elde eder ve sonrasında tanrılara kurban keserek doğrudan da daha fazla iyilik eder. O yüzden eğrilik daha işe yarardır görüşü. Bu görüş belirtildikten sonra Sokrates'ten doğruluğun ne kadar karlı olmasından çok insan için ne ifade ettiği açıklaması isteniyor. Bunların detaylarını açmayacağım veya Platon'un bunları nasıl çürüttüğünü burada açmayı gereksiz buluyorum. Kitapta yeterince üzerinde duruyor ve ilk ikisinin cevabını orada verirken sonuncusunun cevabını
Felsefe
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma