Bir devlet düşünün :
- Devlet üç (yönetici,bekçi ve vatandaş) kısmından oluşan.
- Bütün şiirler sansürlü yöneticilerin izin verdiğinden başka şiir okunamıyor.
- Yönetimin izin verdiği kitaplar okunabiliyor.
- Ömrünüz boyunca sadece bir iş yapabileceksiniz.
- Müzik sadece izin verilen ölçülerde yapılacak.
- Kimin çocuk yapacağını yöneticiler belirleyecek.
- Bekçilerin ne yiyeceğine yöneticiler karar verecek.
- Çocukların ne oyun oynayıp oynamayacağını yöneticiler karar verecek.
- Yöneticilerin belirlediği eğitimi almak zorundasınız.
.
.
.
Platon ideal devletini kurgularken bu devletin bir defa kurulduktan sonra bunun bozulmamasını isitiyor. Bu yüzden bu devleti bozabilecek içindeki insanları dünya zevklerine yönlendirecek olağanca şeyi yasaklıyor. Bunu yaparken yukarıda gözüktüğü gibi sansürücü olup çıkıyor :) .
Neyse kitabın başlarına ve benim en sevdiğim kısma geri dönelim. 1.Kitaba yani ilk başta doğruluk ve eğrilik üzerine bir tarışma geliyor. Benim yakalayabildiğim 3 görüş var. Bu görüşler eğriliği öven görüşler. Platon bunları savuşturmaya çalışıyor en temelde. Bunlar :
- Doğruluk düşmana ve dosta hak ettiği vermektir. Yani düşmana kötülük dosta iyilik yapmaktır görüşü.
- Doğruluk güçlünün işin gelendir görüşü.
- Eğrilik doğruluktan daha fazla işe yarar. Bu sayede daha fazla altın,mal,mülk elde eder ve sonrasında tanrılara kurban keserek doğrudan da daha fazla iyilik eder. O yüzden eğrilik daha işe yarardır görüşü. Bu görüş belirtildikten sonra Sokrates'ten doğruluğun ne kadar karlı olmasından çok insan için ne ifade ettiği açıklaması isteniyor.
Bunların detaylarını açmayacağım veya Platon'un bunları nasıl çürüttüğünü burada açmayı gereksiz buluyorum. Kitapta yeterince üzerinde duruyor ve ilk ikisinin cevabını orada verirken sonuncusunun cevabını