01.01.2026
Bugün takvim değişti ama içimde değişen şey sadece bir rakam değil. Yeni bir yılın ilk günü… Herkes “yeni başlangıçlar” diyor ama ben bugün daha çok geride kalanları düşünüyorum. Yorulduğum günleri, sustuğum anları, güçlü görünmek zorunda kaldığım zamanları. Kimseye anlatamadığım ama geceleri içimde yankılanan her şeyi.
2025 bana çok şey öğretti. En çok da sabretmeyi. İnsanlara fazla anlam yüklememeyi. Her gülüşün içten olmadığını, her vedanın son olmadığını. Kırıldım, evet. Ama kırıldığım yerlerden tanıdım kendimi. Ne kadar güçlü olduğumu, neye tahammül edemediğimi, neleri artık hayatımda istemediğimi…
Bu yıl kendime bir söz verdim. Artık içime ata ata yaşamayacağım. Susup kabullenen değil, sınır çizen biri olacağım. Hak etmediğim sevgiyi “alışkanlık” diye tutmayacağım. Yorulduğum yerde durmayı, gerekirse vazgeçmeyi öğreneceğim. Herkes için her şey olmaya çalışmaktan vazgeçip, kendim için biri olacağım.
2026’dan mucizeler beklemiyorum. Büyük sözler de etmiyorum. Sadece huzur istiyorum. İçimle kavga etmediğim sabahlar, kalbimin sıkışmadığı geceler, olduğum halimle yettiğim bir hayat… Az ama gerçek insanlar, samimi gülüşler, yarım kalmayan cümleler istiyorum.
Belki yine düşeceğim. Belki yine yanlış insanlara inanacağım. Ama bu kez kendimi yerden daha çabuk kaldıracağım. Çünkü artık biliyorum: Her şey geçiyor. Acı da, kırgınlık da, bekleyiş de… Geriye sadece kendinle nasıl davrandığın kalıyor.
Hoş geldin 2026.
Beni daha güçlü, daha sakin ve kendime daha yakın biri yap.
Gerisi olur ya da olmaz…
Ben bu kez kendimi yarım bırakmak istemiyorum.