İnsanlık; toplumları, izledikleri amaçlardan, aranılan sonsuz gerçekten uzaklaştıran dar, Issız, eğri büğrü yollar seçti. Bununla beraber, önünde, hükümdarlara ait gayet güzel tapınaklara giden doğru yolda görünüyordu. Bu yolun eşsiz bir parlaklığı vardi; onu, gece ve gündüz, güneş ve doğanın ışıkları aydınlatıyordu. Fakat insanlık, karanlıkta kalarak yolun yanından geçti. Oysa bundan haberdardı. Tanrı ona bu yolu bildirmişti. Fakat insanlık, içinde bulunduğu sis tabakasını sebepsiz kalınlaştırarak ve uçuruma doğru yuvarlanarak yolunu daha fazla şaşırdı, güpegündüz karanlık patikalarda bocalayıp durdu; sonunda da, felâketi anlayınca: Acaba esenliğe çıkılacak yol nerede, diye çırpındı.