Açgözlülük: Mümkün olduğunca eşyaya veya mülkiyet
hakkına sahip olma isteği. Sanırım, zorunluluk arzusuyla
korku birleşimi içinde kökeni olan bir güdü. Bir
zamanlar, kıtlık döneminde açlıktan ölmemek için kaçan
Estonyalı iki küçük kız ile arkadaş olmuştum. Ailemle
yaşadılar ve tabii ki bol bol yemek yediler. Ancak
tüm boş vakitlerini komşu çiftlikleri ziyaret edip, patateslerini
çalıp istiflemekle geçirdiler. Çocukluğunda büyük
fakirlik yaşayan Rocke f eller, yetişkinlik yaşantısını
benzer bir şekilde geçirdi. ( . . . ) Elde edebileceğiniz çok şey olmasına rağmen, her zaman daha fazlasını elde
etmek isteyeceksiniz; doyum her zaman sizi mahvedecek
bir rüyadır." Henry Miller, 1938'de paranın insan
için nasıl bağımlılık haline geldiği konusundaki parlak
düşüncesinde bu temel etmeni ifade etmiştir. On yıllar
sonra, modern psikologlar bu düşünceyi "hedonik
koşu bandı" olarak adlandırdılar. Fakat Russell için, bu
temel etmen daha güçlü bir şey tarafından örtülmüştür
- rekabet eğilimi: "Eğer açgözlülük rekabetten daha
güçlü olsaydı, dünya daha mutlu bir yer olurdu. Fakat
aslında, rakipleri için tamamen yıkım sağlıyorlarsa çok
sayıda insan neşeli bir şekilde yoksullukla yüzleşirler.
Bu yüzden günümüzdeki vergi sistemi var."