Gölgelerin içindeki karanlıkta karşılıklı oturup tek kelime konuşmadığımız bu saatlerde, tanıdık olan bütün gölgeler bir anda yaşlanır, yabancılaşır ve bizden uzaklaşırdı; bu derin karanlığın içinde birbirimizi, sanki hiç tanımayan insanlar gibi görürdük.
''Hayallerinizi koruma olanağınız oldu mu, yoksa bazıları öldü, bazıları elinizden uçup gitti mi? Hayallerinizi, göğsünüzü parçalarcasına söküp alarak çamura fırlattıktan sonra ayaklarının altında çiğnemediler mi ya da üzerinden binlerce tekerleği geçirerek ezmediler mi? Yoksa hiçbirini kaybetmediniz mi?''