Ancak çok çekmiş olan sevincin ne olduğunu bilir, ancak sınavlardan geçmiş olan bağışlanmanın değerini anlar, ancak ölümden dönmüşse kişi insanlar karşısında yeniden dirilişe tanıklık edebilir.
Sayfa 68 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 7.basım
Osamu Dazai bir anlatıcı mı yoksa Yozo karakteri bizzat kendisi mi? Kimilerine göre yaşamında benzerlikler olduğu için yarı otobiyografi türünde bir eser. Sonuçta yazarın ister bizzat kendisi olsun ister tamamen bir karakter olsun. Ben kitabı Yozo üzerinden inceleceğim.
Yozo genel anlamda aslında anlam arayan, “toplum” denilen kavramın ne olduğunu soran ve her geçen gün hem kendine hem de topluma yabancılaşan bir karakter. Daha ilkokul yıllarında kendince bir mücadele yolu bulur: Şaklabanlık… Belki gerçeklerden kaçma belki de kendi deyimiyle insanlara bir şey diyememe yolu. Sonuçta bu artık onun kaçışı olur. Belki kendisinden bile…
Yozo’nun en hüzünlü halini liseden sonra okuyoruz. Artık tamamen her şeye kayıtsız, intihar girişimlerinde bulunan, alkole bağımlı bir kişi haline döner. Bana göre eserin tam başladığı noktalar burasıdır. Yani Yozo’nun liseden atıldıktan sonraki yılları. Çünkü tam da bu noktadan sonra bir bireyin iç hesaplaşmalarını, yalnızlığını, korkaklığını, mutsuzluğunu okuyoruz. Bu noktada da eserin dili için şunu diyebilirim ki çok sade bir şekilde süslü anlatımlara girmeden sadece olayları anlatmış. Bu anlatımda da sanki Yozo karşınızda ve size başından geçenleri anlatıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Bu da okunma keyfi açısından gayet başarılı.
Yozo’nun bana göre diğer anlam arayan, ahlaki açıdan çökmüş veya varoluş sıkıntısı yaşayan kahramalardan bir farkı var. Yozo çok büyük sıkıntılar yaşamadan, diğer insanlardan herhangi bir kötülük görmeden böyle bir ruh haline bürünüyor. Sadece kitabın başında ve sonunda sert bir baba figürüne göndermeler bulunuyor. Belki sorun en başta oradan başlamıştır, bilemiyoruz. Bence karakterler üzerinde psikolojik analiz yapan kişiler bunu daha iyi çözümleyebilir. Hatta belki tanı bile koyabilirler.
Sonuç olarak bence
Off… İnsanlar birbirlerini anlamıyor. Bakış açıları tamamen yanlış olduğundan, eşsiz dostluklar kurdukları fikrine kapılıyor, bunun ömür boyu farkına varamayıp, karşılarındaki öldüğünde arkalarından ağlayarak dua etmiyorlar mı?