Deliyorum, bir akşamüstü çaresizce...
Kendimle kavgamda; gün batımı şahit oluyor umutsuzluğuma,
Sebebi vardır diye kendimi kandırmayı seçiyorum.
İki kişilik bir yalnızlığın gölgesi düşüyor kuytularıma,
Az'ın ne kadar çok olduğunu ,hiç olmayışında kavrıyorum!
Hasret uzuvlarımda kol geziyor,
Yalnızlık değil, sensizlik paramparça ediyor beni ...
Aşk nedir diyorum sonra.
Başlı başına sen dolu benliğim haykırıyor!
Varlığınla var olmakmış,
Yokluğunda yok olmakmış, anlıyorum aşkın manasını.
Seni sevmenin buruk hasreti,
Sensizliğin; katran karası tadı kalıyor damağımda,
Gözyaşlarım için için akıyor içime.
İçimde bir fırtına kopuyor,
Ağzımdan bir ah çıkmıyor!
Deliriyorum bir akşamüstü çaresizce...
Yokluğun, suratıma tokat gibi çarparken,
Az'ın çokluğunu, artık hiç olmayışından anlıyorum.
Deliriyorum bir akşamüstü,
Sensiz, sessiz ve çaresizce...
Bilinmezlikler kalkanını giyer, bir yalnızlığı bölüşürüm.
Seni seyre dalarım her gece, sen gökyüzünün ışığı,
Ben suyun derinlerine gömdüğü yitiğim.
İmkânsızlıklar sarar her bir yanı, varsın sarsın. İmkânsızlıklarınla düşümdesin şimal yıldızı!
Saman yaprağa dokundu, parmak uçlarım,
Ve usulca fısıldadı kadim sırdaşım;
Belki dedi kalemim:
Belki bu kış yeniden doğar ruhun,
Bekleyelim sabırla.
Sessizliğin diner belki, mührü bozulur sözcüklerin.
Yeni bir melodi can bulur dudaklarımda,
Şarkı dinlemez şarkı söylerim.
Günler kısalır, gün ışığı kaçar ortadan,
Geceler uzar, yıldızlar sarar dört bir yanı.
Serin ayazlı bir akşam, içimde bir sıcaklık doğar.
Kelebekler belki sol yanımda uçar,
Bekleyelim sabırla.
Kim bilir belki mehtaplı gecede olur mucize,
Gecenin karanlığında,
Zifiri semada parlak bir yıldız kayar.
Sürura erer belki ruhum...
Bekleyelim!
Belki bu kış yeniden doğar ruhum,
Belki dedi kalemim.
Bir belki ihtimaline tutunayım...