Eskilerde şöyle denmiş: "Laklakının ve kabkabının ve zebzebinin şerrinden emin olan, bir ucundan diğerine dünyanın şerrinden emin olmuştur."
Laklak, dildir; kabkab, karın; zebzeb ise avret yeri.
Güvercinin Gerdanlığı
Güvercin Gerdanlığı
Nitekim aşkın kendisi arazdır ve araz, araz kabul etmez. Hem sifattır; sıfatın sıfatı nitelendirilmez.
S.19
Mahiyeti üzerine ihtilaf edildi. Söylendi, uzatıldı. Kanaatimce aşk, bu oluşta taksim edilen can parelerinin, parçaları oldukları yüce cevherin özünde birleşmesidir. Muhammed b. Davud'un kimi felsefe ehlinden naklettiği gibi ruhlar kesilmiş küreler değildir. Güçlerinin ulvî âlemleri karargahında münasebetleri ve sahip oldukları mizaç şekillerinin birbirine yakınlığı dolayısıyla birleşirler.
S.24
Aşk manevi istihsandır, ruhların kaynaşımı.
S.27
Sevişen bir çift yoktur ki doğal niteliklerinde benzerlik ve uyuşma olmasın. Az da olsa vardır. Benzer şeyler çoğaldıkça hemcinslik artar, sevgi yerleşir. Gözat, anlayacaksın. Resulullah'ın¹¹ (s.a.v.) sözü de bunu tasdik eder: "Ruhlar, hazır askerlerdir. Tanışanlar uyuşur, tanışmamış olanlar uyuşmaz.” Salih bir kimseden de şu söz rivayet edilir: "İnananların ruhları birbirini tanır.”
S.28
Görünen o ki çoğu zaman gönlü hoş görüntüye konduran neden, ruhun güzel olup her güzele tutulmasıdır. Ustalıkla işlenmiş betimlemelere meyleder. Kendinden bir parça görürse ona tutunur. Ardında bir benzerinin olduğunu farkederse onunla temas kurar, gerçek sevgi hasıl olur. Ardında bir benzerini farketmezse sevgisi sureti aşmaz. Bu şehvettir. Suretler akıl almaz bir şekilde ruhun birbirine uzak olan parçaları arasında bağ kurarlar.
Tevrat, Tekvin'de okudum: Yakup Peygamber (a.s.), dayısı Lâbân'ın kızına talip olup başlık olarak onun için çobanlık yaptığı günlerde, koyunların yavrularını paylaşmalarını şart koşmuş; her kara koyun Yakub'a her ak koyun Lâbân'a. Hz. Yakup (a.s.) ağaç dallarını alır, yarısını soyar, yarısını öylece bırakırmış. Sonra hepsini
Yolcu ve Burjuva
Yolcu ve Burjuva
Siz kötülük illa çirkin giyinir ve pis kokar mı sanıyorsunuz ah ki yanılıyorsunuz bilseniz mahşer midillisi ne şık kötülükler var.
S.7
Kişi ölçü dışına çıktığı an amacını putlaştırmış olur zira kişinin maksûdu ne ise mâbudu odur
S.7
modern edebiyatın ilk başarılı metni neden don kişot kabul edilir
çünkü don kişot destanların masalların halk hikâyelerinin ideal örnek iyi cesur yiğit 'kahramanını' alay konusu etmiş ve küçük düşürmüştür modern roman bir tür olarak varlığını ve bağımsızlığını ‘kahramanı' reddetmesine borçludur aslında
modern edebiyat kadim metinlerin ideal örnek iyi cesur yiğit kahramanını reddedip her seferinde bunalımlı hasta yalnız kâtil kötü sapık budala hırsız ve benzeri arızalı karakterler üzerinden varlığını tahkim etmiştir sevgilisini canavardan ülkesini düşmanlardan kurtaran ideal kahraman don kişot'tan beri modern edebiyat için sadece alay konusudur toplumcu gerçekçilerin veya hidayet romanlarının modern edebiyat tarafından bir türlü kabul görmemesinin bir sebebi de budur
modern edebiyat hikmete hakka hakikate iyiye bünyesinde yer veremiyor metinden bir ders ve ibret almayı bir hisse ve nasihat çıkarmayı asla istemiyor çünkü tam da bunları reddetmekle varlık buldu biz dertli yazarlar da hikmeti hakkı hakikati iyiyi güzeli anlatmak istediğimizde modern edebiyatın bu gizli ve otoriter tehdidiyle ve reddiyle baş etmek zorunda kalıyoruz
sanatta mesaj olur mu diyenler işte bu tezgâha düşenlerdir bir meselesi olmayan bu kadar geveze işte bu yüzden piyasayı doldurmuştur
S.47
kral padişah ya da başkan monarşi teokrasi veya demokrasi fark etmiyor aslında
yönetici ister istemez vezirler yardımcılar bakanlar uzmanlar istihbaratçılar bürokratlar askerî yetkililer vesaireyle iş